Tarihin suçunu ne kadar az nesnel görürsek pişmanlık o kadar çok iş başındadır. Dolayısıyla ilkemiz "Pişmanlığı unut, geçmişi gelecekteki iyileşme için göz ardı et!" değil, "Pişman ol ve pişmanlık sayesinde daha iyisini yap!" olmalıdır.
Pişmanlık geçmişteki olayların gün yüzüne çıkmasını engelleyen, gururu besleyen ve meşrulaştıran o gurur bariyerini yıkar. Bizi "doğal" gururun baskıcı gücünden kurtarır ve kendimize karşı kullanabileceğimiz bir hakikat ve dürüstlük aracına dönüşür.
Herkes Prometheus' a benzemeye çalışır, Epimetheus' a değil. Ancak ne kadar "hızlanarak" ilerlersen, akıntıya kendini ne kadar çok kaptırırsan, geçmiş suça o kadar çok bağımlı ve onun tarafından bağlanmış olursun. Akıntıda yaşamının efendisi olduğunu sanırken aslında sadece suçlarından kaçmaktasın zira kendini akışa bırakıvermek senin kendine itiraf edemediğin gizli kaçış formülündür. Seni pişman edene gözlerini kapadıkça, gelişimini ketleyen zincirlere daha da çok bağlanmaktasın.
Pişmanlık, tüm iddiaların aksine, sadece ahlaki boyutuyla düşünüldüğünde bile, ruhun bir tür kendini onarma biçimi, kaybettiği güçlerini yeniden kazanmasının aslında tek yoludur.