Bir gün Mısırlı bir ozanın, bir günce tutulmasını şöyle doğruladığını duymuştu: «Ne kadar uzaktan gelinirse gelinsin, yine de insan kendisinden geliyordur. Bir insanın, artık varolmadığını söyleyebilmesi için, bazan bir günce gerekli olur.» Kendi yazgısı da tıpkı böyleydi: artık olmaktan uzaklaştığı şeyi anlatmak.
Ölümü de yaşamı kadar yüce olacaktı; şu farkla ki, kendisi maskelerini yakmış olacak, toprağa çırılçıplak, kefensiz öylece yatacak, toprak onu kendi kendisine kavuşturuncaya kadar yavaş yavaş elini ayağını kemirecek, bunu da kendisi için gerekli bir yük olan gerçek içinde yapacaktı.