"Fakat gözüm açıldığından beri, neyin ne olduğunu net olarak gördüğümden beri fark ettim ki... hayır! Buna katlanamıyorum" dedi aniden hırçınlıkla. "Kendimi bu halde görmeye katlanamıyorum, uzaklaşmalıyım, mesele bu! En zoru, en gereklisi."
Aşktan hiçbir şekide huzur beklenmeyeceğini o herhalde biliyordu; hayır, huzur beklemek kesinlikle mümkün değil. Bir insan bir diğerinin iç dünyasında derinlemesine yer edinene kadar -evet, gelişmeye devam etmek istiyorlarsa gerçekten de aynı kökten büyümeye başlayacak kadar derinlik gerekiyor- ne çok sarsıntı, ne çok üzüntü yaşıyor, nasıl bir ruhsal çabalama ve dönüşüm geçiriyor.
Büyük kuramlar geliştiriyoruz, ruhen uyumlu olmak istiyoruz, her şeyi kılı kırk yararcasına sınamak istiyoruz, ama sonunda başka hiçbir işarete bakmadan anın bahşettikleriyle seçiyoruz birbirimizi.