Yazılılardan AYT’ye, üniversiteden öğretmenliğe hayatımın her aşamasında adını sıkça duyduğum bu kült eseri okumak ne yazık ki bu yaşıma denk geldi. Çok şey kaybetmiş miyim? Tartışılır. Edebiyatta beni kendine çeken şey anlaşılırlık, akıcılık. Kastettiğim basitlik değil, sehl-i mümteni. Ancak bu eserde akıcılığı göremedim maalesef. Halbuki büyük beklentiyle başlamıştım. 12 hikayeden oluşan bu kitapta ilk birkaç hikayedeki iç monologlar, kesintisiz duygu sunumu, karakterlerin birbirine girmesi beni çok rahatsız etti. Satırları dönüp dönüp okumak zorunda kalmak okuma zevkine ciddi derecede ket vuruyor bence. Her neyse. Tüm bunlara rağmen akıcılığı nispeten daha yüksek olan keyif aldığım hikayeler de oldu. Bunlar; Haraç, Parasız Yatılı, Edirne’nin Köprüleri, Yaz Geldi. Zaten kitaptaki sıralamaya baktığımızda bu hikayeler son 4’lü. Yani kitap ikinci yarısında daha akıcı ve güzeldi bence. Genel olarak yoksulluk ve kadın teması üzerine yoğunlaşmış olan öykülerde, “anlatılanlar farklı şekilde işlenemez miymiş?” diye de çok düşündüğümü itiraf etmem gerek.
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Vapur yanaşmıştı. Arka bölümünden köpükler fırdolayı yayılıp duruyordu denize.
- Bu köpükler nereden çıkıyor anne?
Kadın çocuğa bakışlarını çevirdi, gözlerinin çevresinde ilk ince çizgiler yer etmişti.
- Gemiciler çamaşır yıkayıp suyunu döküyorlar…