Burak

Burak
@brkcskn
Biraz yolumuz var.
Samimiyet Üzerine
Şu sıralar düşüncelerim Meryem gibi binlerce İsa'ya gebe... Bir şehirden başka bir şehre giderken daha derin düşünebiliyor insan. Her zaman ki perşembelerden farksız, saat beş buçuğa on dakika var. Herşey ne kadar da değişmiş fakat temelde hiç birşey değişmemiş gibi bir yolculuk. Bu yüzden kafamdaki sisin içinden seçebildiğim ne kadar kelime var bilmiyorum ama bu kelimelerle ifade etmeye çalışacağım. Çünkü görüm epey bulanık. Geçenlerde "bunaltı ve sıkışıp kalınmışlık" temalı, ayrıca içimizdeki boşluğu doldurmak için görmezden geldiğimiz şeyleri, gayet başarılı bir şekilde anlatan bir Leo Di Caprio - Kate Winslet filmi (Revolutionary Road) izlerken bu mevzuyu biraz daha oymak istedim. Filmde akıl hastası birinin çok iyi bir deyişi vardı üstelik altın vuruş diyebilirim: "Pek çok insan boşluğa düşer ama umutsuzluğu görmek cesaret ister." Gerçekten öyle... Benim 'HER NEYSE' açılımım şu: Biz insanları, kendileri olduğu için değil de kendi arzu dünyamızda bir yere denk geldikleri için hayatımıza alıyoruz. Bu istek son bulduğu anda hayatımızda bir yerleri de kalmıyor ve görüşmeyi bir şekilde kesiyoruz. Açıkçası biraz hadsizlik ve bencil bir durum. Mandalinayı mandalina olduğu için seviyoruz ama insanı insan olduğu için sevmek çok zor. Eskilerin deyişiyle: "İnsan eti ağırdır." Beklentileri, istekleri, hasetleri, sitemleri, zayıflığı ve kıskançlığı bitmiyor. Aslında sırf bu yüzden bile insan insanı sevebilir. Mutemadiyen, hepimiz aynı hastalıklara yakalanıyoruz. Aynıyız! Turgenyev şöyle diyor: "Bütün insanlar özdeştir, bedence olduğu gibi ruhça da. Bir tek insanı ele almak, bütün ötekileri tanımak için yeter. İnsanlar ormandaki ağaçlar gibidir: Hiçbir bitkibilimci, tek tek bütün meşe ağaçlarını incelemeye kalkmaz." Doğrusu uzun zamandır, bunu kavramakta epey zorlansam da,
Reklam
Puan vermedi
"Bu sabah mektubunu okumak, bana hem yaşamı hem de sonundaki ölümü daha dayanılır kıldı." 3 Saatliğine okuyucuyu 60'lardan 80'lere sürükleyecek bir eser. İki yakın dost, Tezer Özlü ve Ferit Edgü'nün mektuplaşmalarından oluşan ve Tezer özlü nün vefatından 40 gün öncesine kadar süren bir kitap. Tezer Özlü'nün Zürih günlerinin, aynı zamanda yazarın ruhunun gizli dehlizlerinin kokusunun, Orhan, Ferit, Erden, Onat, Doğan, Demir vs. oluşan o entelektüel dostluk ortamının tadının ayrıntısının bulunabileceği güzel bir eser. Aslında daha çok yazarın yatak ve dikey mutsuzluklarının oldukça hat safhada olduğu ve en yakın dostu olan Ferit Edgü'den aldığı destekle ayakta kalabildiği bir hayat... 'Bir İntiharın İzinde' diye olan kitabını, güvenilen, sevilen bir dostun tavsiyesiyle 'Yaşamın Ucuna Yolculuk' olarak değiştirmesi oldukça keyiflendiriyor insanı. "Kimseyi dinlemeyi sevmediğim halde, birini dinlemeyi kendimi dinlemeye yeğliyorum."
Her Şeyin SonundayımTezer Özlü · Sel Yayıncılık · 20132,651 okunma
Puan vermedi
Dostoyevski bu kitabın ilk bölümünü bitirdikten sonra yeğeni Sonya'ya yazdığı mektupta romanın nihai amacını belirtip şöyle demiştir: "Romanın temel düşüncesi, mutlak iyi adamı anlatmak." Yazarın daha çok insan tahlillerinden bahsetmek amacıyla oluşturduğunu düşündüğüm eseridir. Aynı zamanda Dostoyevski'nin ilk ve ahlâki temel aldığı romanı, hatta en trajik ve en acı verici olanıdır. [Kitaba hemen girmeden önce şikayet edilmesi gereken bir husus olduğunu yazma gerekliliği hissettim. Sonuç bölümüne bağlayan o son bölümde yazar, bahsetmesi gereken ayrıntıları bilerek es geçmiş (Dostoyevski'nin kendisi belirtiyor bunu). Aslında son kez Rogojin ile kaçan Nastasya'nın o anlarını yazmasını beklerdim. Ayrıntıya girmesi gereken yerleri kestirip atmış gibi çabucak yazması, doğal olarak biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Ayrıca Rogojin'in evinde bulunan ve her görenin önünde bir süre donup kaldığı "ölü isa" tablosu alman ressam Hans Holbein'nin eseridir. Karısının anlattıklarına göre Dostoyevski Avrupa gezisinde Cenevredeyken bu tablo karşısında 20 dakika kalmış, hatta sonunda sara krizine tutulmuştur. O kadar etkilenmiş olacak ki kitapta bu tablo'ya yer vermiş. Merak edenleriniz için : (Hans Holbein - Body of Dead Christ) şeklinde aratabilirsiniz.] Romanın baş kahramanı peygamberimsi havada olan sara hastası Prens Mişkindir ve yazarın "mutlak iyi" malzemesi yani diğer bir deyiş ile 'budala'sıdır. Dostoyevski hemen her filozofun araştırdığı sevgi meselesine farklı bir boyuttan yaklaşmaktadır. Dünyayı anlama ve anlamlandırma sürecinde önemli bir niteliğe sahip olan sevme, sevilme, değer görme, yazarın da eserinde çekirdek yapıyı oluşturmaktadır. Bana sorarsanız; Dostoyevski'nin bu eseri iyilik temasının sevgi teması ile birleştirildiğinde doğruluk, dürüstlük, açıklık gibi
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
Sevgili Tezer, ... V. Bölümü bitirdim (85. Sayfa). Bu gün, ilk elli sayfayı basım evine verdim. Bir an önce çıksın istiyorum. ... Kitabına ne güzel yakışırdı YAŞAMIN UCUNA YOLCULUK. Ama sen intiharın İzini seçmişsin. Hele alt başlık (Pavese üzerine çeşitlemeler) kendi kendine bir haksızlık. Belki başlangıçta bu izi sürmek istedin. Ama sonra, sürdüğün iz, bir de baktın ki (yazıp bitirdiğinde baktın mı?) kendi izin. Üstelik intiharının değil, yaşamının izi. İnsanlarla dolu yalnızlığının izi. Ferit
Sevgili Ferit... Bu gece okuyacak bir şey bulamıyorum. Bugün senin Bozgun'u okumaya çalıştım. Üç kelime okuyabildim. Elim, elimden çıkan kelimeler, benden uzaklaşıyor. Bu satırlar ben değil artık. Kafamdan geçenleri yazamam. Bir şey geçmiyor çünkü. Tezer
Reklam