Beyza

Beyza
Büyük, yüce diye bir şey olmadığını sana söylemek istiyorum. Yaşam küçük şeylerden oluşur. Yani eğer sözde büyük şeylerle ilgilenirsen, yaşamı kaçırıyor olacaksın. Yaşam bir fincan çayı yudumlamaktan, bir arkadaşla dedikodu yapmaktan , sabah yürüyüşe çıkmaktan oluşur ama belli bir yere doğru değil, hedef yok, son yok; herhangi bir yerden geri dönebilirsin. Yaşam, sevdiğin birisi için yemek yapmaktan, kendin için yemek yapmaktan oluşur çünkü kendi bedenini de seviyorsun. Giysilerini yıkamaktan, yerleri silmekten, bahçeyi sulamaktan… Bu küçük şeylerden, bu küçücük şeylerden… Bir yabancıyla hiç işin olmayacağı hâlde, hiç gerek olmadığı hâlde, yine de bir yabancıya merhaba demekten oluşur. Bir yabancıya merhaba diyebilen biri, bir çiçeğe, bir ağaca da merhaba diyebilir, kuşlara şarkı da söyleyebilir. Onlar sana her gün şakıyorlar ve sen onları hiç önemsemedin, günün birinde onların çağrısına cevap vermelisin. Sadece küçük şeyler, küçücük şeyler…
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Olduğundan farklı olma arzusu.. Bu, bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: Kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. Çünkü insan hayata ancak kendi kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Avcı ve toplayıcı olarak yaşayanlar zayıf ve fitti oysa günümüzde dünya üstünde kilo fazlası olan insan sayısı açlık çekenlerden daha fazla. Bedenimizin uzun zamandır kaloriye ihtiyacı olmamasına rağmen gıdalara şeker, tuz ve yağ eklemeye devam ediyoruz. Neden yemeye devam ediyoruz? Cevabı basit, DNA’mız hâlâ balta girmemiş ormanda hayatta kalma mücadelesi verdiğini zannediyor. Tarih öncesinde meyve dolu ağaca tosladığında tıka basa yemek akıllıca bir davranıştı. Bu ağaçlara sık rastlanmıyordu ve gelecek günler için ekstradan bir yağ tabakası doğru bir yatırımdı. Ancak ucuz fastfood dünyasında ekstra yağ, yatırımdan çok geleceğimize bir saldırı anlamı taşıyor.
Sayfa 217·Kitabı okudu
On binlerce yıl boyunca kibirli egemenleri yerlerinden ettiğimiz inanılmaz bir sistemimiz varmış. Mizah, alay, dedikodu ve hiçbir işe yaramazsa kıçına bir ok atılıyormuş. Sonra birden bu sistem çalışmamaya başlamış. Hükümdarlar artık oturdukları yerde oturmayı sürdürmüşler ve tahttan indirilemez olmuşlar. Yine aynı soruyu soracağım: Neden?
Sayfa 122·Kitabı okudu
Çok istemek kadere karşı gizli bir başkaldırıdır. Kaderin çoğu zaman insandan beklediği tutku ve arzu değil, sabır ve teslimiyettir. Yüksek arzular, yüksek sınanmalar anlamına gelir. Büyük ve derin tutkuların ödenmesi gereken ağır bedelleri vardır.
Sayfa 208·Kitabı okudu