Acıyı, hayattaki çirkin ve karmaşık şeyleri anlamayı istemek bir yandan çok insani bir sey; bence bu bize aslinda daha fazla kontrole sahip olduğumuzu hissettiriyor ve yeterince șey bilirsek bunları başkaları için, kendimiz için, dünya için değiştirebilirdik
gibi hissediyoruz ya da bunun bir başkasının suçu olması bizi bir șekilde ferahlatıyor. Düşünceli ve acı içinde, acımızın kökeni ve ifadesindeki rolümüzü incelememize gerek
kalmıyor gibi hissediyoruz.
Dünyada olandan çok dünyayı dile getiren kitapta, dünyanın gerçeğinin bulunduğuna inanmak tam da büyük din adamlarına, kilise dünyasına, Aristoculuğa ve Ortaçağ'a has bir
deliliktir.