jack twist namıdiğer türk kovboy

jack twist namıdiğer türk kovboy
@brokebackdagi
tell me and I forget.
amor ch’a null’amato amar perdona ''Aşk ki, sevilen hiç kimseyi sevmekten mahrum bırakmaz.''
Alıntı
Reklam
I saw my life branching out before me like the green fig tree in the story. From the tip of every branch, like a fat purple fig, a wonderful future beckoned and winked. One fig was a husband and a happy home and children, and another fig was a famous poet and another fig was a brilliant professor, and another fig was Ee Gee, the amazing editor, and another fig was Europe and Africa and South America, and another fig was Constantin and Socrates and Attila and a pack of other lovers with queer names and offbeat professions, and another fig was an Olympic lady crew champion, and beyond and above these figs were many more figs I couldn't quite make out. I saw myself sitting in the crotch of this fig tree, starving to death, just because I couldn't make up my mind which of the figs I would choose. I wanted each and every one of them, but choosing one meant losing all the rest, and, as I sat there, unable to decide, the figs began to wrinkle and go black, and, one by one, they plopped to the ground at my feet.
“Bir yaz günü, Oliver’ın mektubundan dokuz yıl sonra, Amerika’dayken bizim evden bir telefon geldi. “Hayatta tahmin edemezsin, iki gündür bizde kim kalıyor. Senin eski yatak odanda. Ve şimdi tam karşımda duruyor.” Tahmin etmiştim tabii, ama tahmin edememiş gibi davrandım. “Tahmin ettiğini söylemek istememen çok şey söylüyor,” dedi babam ve zor zaptettiği gülüşünün ardından bana hoşçakal dedi. Annemle babam arasında, telefonun kime verileceği konusunda bir tartışma geçti. Sonunda onun sesi geldi. “Elio,” dedi. Annemle babamın konuştuğunu ve geri planda çocuk seslerini duyuyordum. Kimse adımı öyle söyleyemezdi. “Elio,” diye tekrarladım, telefondakinin ben olduğumu söylemek, fakat aynı zamanda da, eski oyunumuzun kıvılcımını çakmak ve hiçbir şeyi unutmadığımı göstermek için. “Ben Oliver,” dedi. O unutmuştu.”
Sayfa 228·Kitabı okudu
“Ben de senin gibiyim,” dedi. “Her şeyi hatırlıyorum.” Bir saniye durdum. Her şeyi hatırlıyorsan eğer, demek geldi içimden, ve gerçekten benim gibiysen, o zaman, yarın gitmeden önce ya da tam taksinin kapısını kapatmak üzereyken ve diğer herkese hoşçakal demişken ve yaşamda söylenecek hiçbir şey kalmamışken, o zaman, sadece bu kez, bana doğru dön, sadece bir jest ya da sonradan aklına gelmiş bir şey olsa da, seninle beraberken benim için her şeyden değerli olan, o zamanlar yaptığın gibi, yüzüme bak, benimle göz göze gel ve adınla çağır beni.”
Sayfa 245·Kitabı okudu