OceanWaves

OceanWaves
@brsbekar
Elektrik Mühendisi
Yüksek Lisans
Dubai, UAE
16 Şubat 1980
3923 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2021 27. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 10:00
Bilinende sınır vardır, bilinmeyende sınır yoktur. – T. H. Huxley Gözlenebilir evrenin yarıçapı son tahminlere göre ortalama 90 milyar ışık yılıdır. Evrenin yaşı ise 13,7 milyar ışık yılı olarak tahmin edilmektedir. Peki 13,7 milyar yıl önce doğan evren nasıl 90 milyar ışık yılı yarıçapında olabilir? Bunun nedeninin evrenin genişlemesi ve genişleme hızı ile alakalı oldugunu söyleyebiliriz. Işık hızı şu an sahip olduğumuz teknolojiler ile biz insanlar için kavranabilir ve deneyimlenebilir bir hız değildir ve sadece teoriktir. Astronomide uzaklık anlatımlarını ifade etmek için kullanılır ve ışık saniyede ortalama 300.000 km hızla ilerler. Başka bir deyişle böyle bir hıza sahip olabilseydik yerküremizin çevresini saniyede yedi kez dolaşabilirdik. Ya da güneşe doğru seyahat etseydik 8 dakika sonra güneşe ulaşabilirdik. Sahip olduğumuz gerçekçi teknolojilerle aynı seyahatleri gerçekleştirseydik, örneğin dünyamızın çevresinde kendi aracımızla dolaşmak isteseydik, saatte 100 km hızla tam 17 gün boyunca hiç durmadan araç sürmemiz gerekirdi. Ya da bir uçakla ortalama olarak 2 gün boyunca uçmamız gerekirdi. Biz insanlar olarak bazılarımız hiç şehir, ülke ve hatta sokak bile değiştirmeden yaşamlarımızı tamamlıyoruz. Dolayısı ile evren gibi sonsuzluk tanımı yaptığımız bir yapıyı algılamak gerçekten çok kolay görünmüyor. Bu algının oluşması için bilimsel, felsefik ve evrimsel pek çok bilginin zihnimizde harmanlanmış olması gerekiyor. Kozmos ölçeğinde insanoğlunun uzay ile tecrübelerini ve temaslarını göz önünde bulundurursak henüz yolun çok başındayız. Bugüne kadar mevcut teknolojilerimizle sadece uydumuz Ay’a ayak basabildik. Dünyamızdan aya ulaşabildiğimiz mesafe ortalama 384 bin km dir. Yeni hedefimiz Mars ise dünyamıza yörünge hareketlerimize göre ortalama 55 milyon km
Kozmos - Evrenin ve Yaşamın SırlarıCarl Sagan · Altın Kitaplar · 20227,1bin okunma
Reklam
10/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2021 60. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 10:00
Ben su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamı olan bir varlığım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. (Carl Sagan) Hepimiz gökyüzünün ve yeryüzünün çocuklarıyız. Uzay tozlarından oluşmuş atomlardan meydana geldik ve omuzlarımızda evrimsel bir yük taşıyoruz. Bugün yaptıklarımızla geleceği şekillendirmekten sorumluyuz. Evrenin yaratılış zamanını gözönünde bulundurursak bizler kısacık yaşam süremiz boyunca kendi dünyamız içinde bile çok kısıtlı bir alanda yaşamlarımızı tamamlıyoruz. Bugüne kadar kozmik okyanus dediğimiz ve uzay zamanın başladığı sınırlar içinde seyahat edebilen insanoğlu sadece uydumuz Ay’a ayak basabilmiştir. Ayın dünyamızdan uzaklığı yaklaşık olarak 384 bin Km dir. Bir sonraki hedefimiz olan Mars ise bize milyonlarca km uzaklıktadır. Halen uzay zaman boşluğundaki yaşam arayışımız devam etmektedir. Peki insanlar günün birinde tüm bunları aşabilselerdi ve başka galaksilere seyahat ederek bu sonsuz diye adlandırdığımız uzay boşluğunda Solaris isimli bir gezegene, okyanusa ya da bilinmeze ulaşabilselerdi. Ve bir şekilde bu gezegende yer alan okyanusun organik bir yaşama sahip olduğunu keşfetselerdi, insanoğlunun sonraki adımı acaba ne olurdu? Hiç kendinizi dinlediğiniz ve anlamadığınız zamanlar oldu mu? Ya da en yakınınızdakileri dinleyip de anlamadığınız zamanlar? Bazen bunu bile başaramıyorken organik bir yaşamın olduğuna inandığımız Solaris gezegeninde acaba Solaris’i nasıl anlamayı düşünebilirdik. İşte Stanislaw Lem’in şaheser kitabı Solaris de bizi bu sorularla başbaşa bırakma amacını taşıyor ve bizi bilinmezin sınırlarına taşıyor. Solaris kesinlikle hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisi ve tartışmasız okuduğum en iyi bilim kurgu kitabı. Çok derin ve ağır motiflerle süslü bir kitap. Bizi bilinmezlerle ve bunlara vereceğimiz
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,583 okunma
8/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2021 15:00
Yaşayabileceğimiz en kayda değer deneyim esrarengiz olanın deneyimidir. – Albert Einstein Evren, içerisindeki herşeyin sürekli hareket halinde olduğu ve adına doğa yasaları dediğimiz kurallara göre değiştiği sınırsız bir yapıdır. Bu esrarengiz sınırsızlığa duyulan merak ise insanın kendisini, sınırlarını ve yaşamı da anlama merakıdır. Doğa filozoflarından beri bu merak devam etmektedir. Bize 2500 yıllık bir miras gibi görünüyor olsa da, aslında gökyüzüne, yıldızlara ve evreni anlamaya yönelik çaba düşünülenden çok daha eski bir geçmişe sahiptir. Atalarımız varolduklarından beri gökyüzünün gizemini anlamaya çalışmışlar, yıldızları ve orada yazılı gizemleri çözmek için çabalamışlardır. Bu çaba çok uzun soluklu bir bilgi, gözlem ve birikimin sonucudur. İlk başlarda çıplak gözlerle ve soyut düşüncelerle yapılan bu gözlemler zamanla teleskop ve teknolojik gelişmelerle ilerlemiştir. Isaac Newton ile bir devrim yaratan evren anlayışımız sonraki iki yüzyıl boyunca sorgulanmayan bir hakim düşünce olmuştur. Ancak Albert Einstein'in geliştirdiği teoriler ve matematiksel ispatlar tüm uzay ve evren anlayışımızı tamamen değiştirmiştir. Bugün aya ya da Marsa yolculuk edebilen araclar tasarlayabilmemize ve milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızı gözlemleyebilmemize imkan veren teknolojinin gerisinde kesinlikle Isaac Newton’ın ve Albert Einstein’in geliştirdiği teorilerin ve düşüncelerin etkisi olmuştur. Albert Einstein tüm yaşamı boyunca geçmişten miras aldığımız kuramları birleştiren bir birleşik kuram yaratabilmek için çabalamıştır. Bu eser Albert Einstein’in bir portresini oluşturmak, bir bilim adamı olarak ona yaklaşmak, düşüncelerini anlayabilmek için farklı tarihlerde gerçekleştirdiği konuşmalar, makaleler, mektuplar ve bildirilerinden oluşturulmuş bir seçkidir. Bir
Benim Gözümden DünyaAlbert Einstein · Alfa Yayıncılık · 20201,781 okunma
Unutma, mucizenin olduğu yerde mantık yoktur..
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 10:00
Aleksandr Sergeyevic Griboyedov, 1795 yılında Moskova’da dünyaya gelmiş, önemli bir Rus şairi, oyun yazarı ve diplomattır. Dostu ve adaşı Aleksandr Sergeyevic Puşkin ile aynı dönemde yaşamıştır. Kendisi de Puşkin ve diğer ünlü Rus yazar Lermantov gibi ne yazıkki trajik bir şekilde öldürülmüştür. Puşkin ve Lermantov bir düello sonucu öldürülmüşler, Griboyedov ise Tahran’da Rusya’nın İran seferi olarak görev yaptığı sırada bir halk ayaklanmasında öldürülmüştür. Okuduğum pek çok kitapta Griboyedov’a atıfta bulunulması nedeni ile uzun zaman önce okuma planıma aldığım eser aynı zamanda Rusca’dan dilimize çevrilen ilk eser olma özelliği taşıyor (1883 yılı). Bulgakov’un “Usta ve Margarita” kitabında yazarlar derneği olarak adlandırdığı ve önemli olayların geçtiği yerin adı Griboyedov’dur. Puşkin’in yine “Erzurum Yolculuğu” adlı eserinde de yolu Griboyedov’un cenazesi ile karşılaşır. Griboyedov bir soyludur, ilk eğitimini evde alır, ardından hukuk ve filoloji okur, müzik eğitimi alır, Almanca, Fransızca, İngilizce, İtalyanca bilmektedir, sonradan da Arapça ve Farsça öğrenir. Fransızların Rusya’ya saldırdığı dönemde askere yazılmıştır, yine aynı dönemde tiyatroya yönelmiştir. Daha sonra ordudan ayrılarak kendini tamamen tiyatro ve edebiyata adamıştır. Akıldan Bela güncelliğini asla yitirmeyen ve yitirmeyecek bir evrenselliğe sahiptir. Eserin karakterleri de eserin kendisi gibi evrenseldir. Diğer klasik roman kahramanlarını belki günümüz koşullarında yaşatmakta zorlanabiliriz. Örneğin Lermantov’un Peçorin karakteri ya da Puşkin’in Onegin karakterleri ancak belirli bir dönemi temsil ederler ve günümüzde onlara rastlamakta zorlanabiliriz. Akıldan Bela’nın ana karakteri Çatski ise evrensel ve zamandan bağımsız olarak yaşamaya devam edecektir. Çatski otokrasi ve düzeni eleştirir
Akıldan BelaAleksandr Griboyedov · İkaros Yayınları · 2011138 okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 166. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2020 17:00
Roma Stoa felsefesinin temellerini ve tarihsel arka planını anlayabilmek için Sokrates’e uzanan süreci de anlamak gerekir. Sokrates bir okulu olmayan ve çoğunlukla agorada, pazarda dolaşarak insanları sorgulayan bir kişidir. Döneminde din uzmanı, politikacı gibi oldukça güçlü insanları sorgulama cesaretini göstermiş ve bu kişilerin kendi içlerindeki çelişkileri ortaya koymuştur. Bu da kısa sürede güçlü düşmanlar edinmesine yol açmış bir süre sonra da düşmanları tarafından, gençliği yozlaştırmak ve Atina’nın Tanrılarına hakaret etmek suçlarından mahkemeye verilmişir. Detaylarına Platon’un “Sokrates’in Savunması” adlı eşsiz eserinde ulaşabileceğimiz bu dava sonucunda Sokrates ölüme mahkum edilmiş ve baldıran zehirini içerek ölmüştür. Sokrates kendi deyimi ile bir at sineğidir. Amacı sağlıksız yani hareket etmeyen ve tembel bir atı rahatsız ederek harekete zorlamaktır ve onun görüşüne göre, bu atın menfaatine olan birşeydir, hareket eden at daha sağlıklı olacaktır. Burada atı Atina’nın o dönemdeki toplumu, düşünsel yapısı, entellektüel hayatı olarak düşünebiliriz. Aslında yapmaya çalıştığı şey kendi toplumu için oldukça faydalıdır. Eski inanışların sorgulanmasını sağlamış ve kendi ifadesi ile “Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez” felsefesini temel almıştır. Bu nedenle Felsefenin Tanrısı olarak kabul edilen Sokrates prensiplerinden ödün vermeyerek ölmeyi tercih etmiş ve ölümsüz olmuştur. İşte Sokrates’den başlayan bu felsefi bakış açısının ve at sinekliğinin oldukça marjinal bir yorumu Sinoplu Diyojen tarafından geliştirilmiştir. Koskoca Büyük İskender’e “Gölge etme başka ihsan istemem” diyebilen Diyojen’den bahsediyoruz. Kendisi Kinik felsefesinin kurucusudur. Kelime anlamı köpeksi ya da köpeksi bir yaşam anlamına gelmektedir. Diyojen bir fıçının içinde ve gerçekten
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,5bin okunma
Reklam