Solaris

8,5/10  (27 Oy) · 
58 okunma  · 
25 beğeni  · 
1.263 gösterim
20. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının başyapıtlarından sayılan Solaris, insanlığın bilimle ve başka gezegenlerle ilişkisini ele alıyor. Kris Kelvin, Solaris'in yüzeyindeki okyanus üzerinde araştırma yapmak ve evreni anlamak üzere bu gezegene gelir. Çalışmalarına başlayınca, bastırılmış anılarla yüklendiği acılı bir deneyim yaşamaya başlar. Bir süre sonra, yalnız olmadığını, diğer araştırmacıların da benzer şeyler yaşadığını görür. Okyanusun, kimsenin kaynağını ve sebebini bilmediği bu anıları yaratan canlı bir organizma olduğu fark edilince, bilim insanları araştırmalarının odağını değiştirerek kendi içlerine yönelirler... Solaris, Freud'dan Jung'a uzanan süreçte farklı psikanalitik kuramları üstü örtülü bir biçimde tartışırken, insanoğlunun başka dünyalara dair duyduğu merakı ve bilimsel-teknolojik hırsını sorguluyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2014
  • Sayfa Sayısı:
    236
  • ISBN:
    9789754706253
  • Çeviri:
    Mehmet Aközer
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Bekir İstanbul 
05 Kas 2016 · Kitabı okudu · 11 günde · 7/10 puan

Gibarian neden ölmüştü? Ne Snow ne de Sartorius olan biteni anlatmaya kararlı değildi. İkisininde çok garip şeyler yaşadığı kesindi. Bir de duyduğu şu tuhaf sesler... Kelvin olan biteni anlayabilecek miydi...

Solaris uzak uzayda iki tane güneşi olan bir okyanus gezegenidir. Kelvin buradaki hayatı araştırmaya gelmiştir. Acaba Solariste yaşam var mıdır? Yoksa Solaris yaşayan bir gezegen midir?

Heyecanlı ve gizemli başlayan kitap beni daha sonraları sıktı. Kasvetli, düş ile gerçek arasında geçen ufak tefek olaylar pek keyif, heyecan ve gizem vermemeye başladı. Sıkıcı, cansız bir felsefe çabası, gerçeklik sorgusu... Bilim kurgu dalında önemli bir yapıt olduğu kesin, bugüne kadar üç kere filmi çekilmiş. Zannedersem en başarılı olanı Andrey Tarkovsky'nin çekmiş olduğu yapımdır. Filmini de izlemeyi düşünüyorum...

Serdar Poirot 
12 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Fena değil diyebileceğim bir bilim kurgu romanı. Kris Kelvin bir araçla Solaris gezegenine ayak basar. Ancak buluşacağı bilim adamlarından birini ölü bulur. Kendisine Snow yardım etmek ister ancak Snow da garipleşmiştir ve Kris artık kimseye güvenmemektedir. Solaris gezegeninde okyanus haricinde hayat yoktur. Bu okyanus da çeşitli canlılar oluşturarak kendini savunmaktadır. Kris bir gün uyandığında yanında 5 sene önce ettiği laflar yüzünden intihar eden eski sevgilisi Rheya'yı görür. Bu imkansızdır. Büyük ihtimalle okyanusun oyunudur ancak bu oyunu Kris ve Snow nasıl bozabilecektir? Felsefi kısmı biraz fazla olsa da yine de güzel bir roman.

Cavanşir Gadimov 
08 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Bir bilim kurgu romanı. Ancak diğer bilim kurgu romanlarından farklıdır. Felsefi bir boyutu da var. Ana karakter Kelvin uzayda, iki güneşin olduğu Solaris gezegenindeyken bir çok şeyi sorgular, anlamaya, algılamaya çalışır. Ancak bu gezegendeki herşey, ya da canlımsı okyanus, insan aklının, idrakinin ötesinde bir şeydir. İnsanlar, bilim adamları ise yıllarca sadece izler, gözlem yapar, kayıt alır ancak anlamaya ve bağlantı kurmayı, bekledikleri anlamda gerçekleştiremez. Ta ki bir gün istasyonlarına konuklar gelmeye başlayana kadar.

güzin tanyeri ışık 
29 Oca 2015 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

filminden çok etkilendiğim solaris'in (tarkovsky) kitabı kim bilir nasıldır, diye düşünmüştüm. solaris'te olan bitenin altında yatan psikolojik temellendirme beni çok heyecanlandırmıştı ve acaba solaris'e gitsem benim başıma neler gelirdi, diye hayal ettiğimi hatırlıyorum. kitap edebi dille yazılmış bir eser değil, bir bilim kurgu romanından ne kadar beklenebilirse işte. ama konusu kitabı bilim kurgu türünden çıkarıp neredeyse psikolojik roman yapıyor.

burak akı 
08 Şub 09:22 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitap bilim kurgu ve felsefe karışımı bilim kurgusal hikayeyi tam özümseyeceğimiz sırada felsefi kısım giriyor açıkcası felsefi kısım ağır bir bölümdü ama bilim kurgu olarak oturmuş bir hikayeydi filminide izlemek tabi iyi olur

Kitaptan 30 Alıntı

Kozmosa çıkıyoruz, her şeye hazırız: Yalnızlığa, zorluğa, tükenişe, ölüme hazırız. Alçak gönüllülükten söylemeye dilimiz varmıyor ama, kendimize hayran hayran baktığımız oluyor. Ama çok, çok yazık! Birazcık yakından baktığımızda bütün o şevkin aslında düzmece olduğunu görüyoruz. Aslında kozmosu ele geçirmek değil istediğimiz, yalnızca Yer’in sınırlarını kozmosun sınırlarına dek genişletmek Filanca gezegen bizim gözümüzde Büyük Sahra gibi kıraç, öteki Kuzey Kutbu gibi buz tutmuş, başkası Amazon Havzası kadar bereketli olsa olsa. İnsansever ve şövalye ruhluyuz: Başka soyları köleleştirmek değil niyetimiz, onlara kendi değerlerimizi miras bırakmak, karşılığında da onların mirasını devralmak istiyoruz. Kutsal Bağlantı’nın Savaşçıları sayıyoruz kendimizi. Bu da bir başka yalan! Yalnızca İnsan’ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız, yetiyor bize. Ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep: Bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz, ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz. Ve aynı zamanda yüzyüze gelmek istemediğimiz, kendimizi sakınmaya çalıştığımız bir şey var içimizde. Ama o hep içimizde kalıyor, çünkü Yer’den yola çıkarken bir ilk günahsızlık durumunda değiliz. Gerçeklikte nasılsak buraya öyle geliyoruz, sayfa çevrilip de gözlerimizin önüne serilince gerçeklik -kendi gerçekliğimizin sessizce geçiştirmeyi yeğlediği miz yanı yani- artık sevmiyoruz onu.

Solaris, Stanislaw Lem (Sayfa 74 - İletişim Yayınları)Solaris, Stanislaw Lem (Sayfa 74 - İletişim Yayınları)
Bekir İstanbul 
29 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

“Döngüler arasında dolanıp duruyordum, hiç kaçış yok gibiydi."

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem
Bekir İstanbul 
01 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

“Geometrik bir senfoni gibi tasarlanmıştı her şey, ama onu işitecek kulak yoktu bizde.”

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

"İnsanın dışsallaştırmaya cüret edemediği; ama bir sapkınlık, bir çılgınlık anında zihnin kazara ürettiği durumlar vardır ve bir sonraki sahnede işte o düşünce ete kemiğe bürünür."

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

‘Gibarian?’
‘Evet, benim. Işığı yakma.’
‘Yakmayayım mı?’
‘Gerek yok, karanlıkta kalmamız daha iyi ikimiz için de.’
‘Ama ölüsün sen.. .’
‘Aldırma buna. Sesimi tanıyorsun, değil mi?’ ‘Evet. Niçin öldürdün kendini?’
‘Başka seçeneğim yoktu. Dört gün geciktin sen. Daha ön ce gelseydin kendimi öldürmek zorunda kalmayabilirdim. Aldırma yine de, pişman değilim.’

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

Bazı olaylar, gerçekten yaşanmış bazı olaylar korkunçtur tabii, ama daha da korkuncu hiç yaşanmamış, asla yaşanmamış olanlardır.’

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

Kavrayamadığımız, denetleyemediğimiz bir gücün merakını doyurmak için bir sürü döngü içinde sürüklenip gidiyorsun.

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem
sena dökmeci 
24 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''İnsanoğlu başka dünyalar, başka uygarlıklar bulmak için yola düşmüştü ama, karanlık geçitlerde gizli bölmelerden oluşan kendi öz labirentini tanımamış, kendi mühürlediği kapıların ardında neler yattığını bulup çıkaramamıştı.''

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem

Yalnızca İnsan’ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız, yetiyor bize. Ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep: Bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz, ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz. Ve aynı zamanda yüzyüze gelmek istemediğimiz, kendimizi sakınmaya çalıştığımız bir şey var içimizde. Ama o hep içimizde kalıyor.

Solaris, Stanislaw LemSolaris, Stanislaw Lem
3 /