Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

keyifli okumalar.
Puan vermedi·282 syf.·
2026 14. kitabı
Stanislaw Lem’in bizi uzayın derinliklerine değil, doğrudan kendi zihnimizin karanlık dehlizlerine fırlattığı 1961 çıkışlı bilimkurgu başyapıtı. Bilimkurgu deyince aklına epik uzay savaşları veya lazer silahları gelen nesli fena hâlde ters köşeye yatıran bir romandır bu; çünkü solaris’te asıl uzaylı dışarıda bir yerlerde değil, insanın ta içindedir. Kitabın temel felsefesini özetleyen ve insanın kibrini yüzüne vuran o muazzam alıntıyı anmadan geçmek olmaz: “Biz kozmosu fethetmek falan istemiyoruz, sadece dünyanın sınırlarını kozmosun sınırlarına kadar genişletmek istiyoruz… Biz başka dünyalar aramıyoruz, biz ayna arıyoruz.” Lem, bu kitapta insanlığın bitmek bilmeyen “evrende yalnız mıyız?” sorusunu alır ve evirip çevirip bize karşı bir silaha dönüştürür. Yabancı bir zekâyla iletişim kurmaya çalışıyoruz ama daha kendimizle, kendi bilinçaltımızla ve suçluluk duygularımızla bile iletişim kuramıyoruz. Gezegeni kaplayan o devasa, jelatinimsi okyanus aslında kocaman bir ayna işlevi görüyor. Uzay istasyonundaki bilim insanlarının zihinlerine girip, yüzleşmekten en çok korktukları veya vicdan azabı çektikleri anıları kanlı canlı “misafirler” olarak karşılarına oturtuyor. Ana karakterimiz kris kelvin’in intihar eden eski karısı rheya ile karşılaşması üzerinden okuduğumuz hikâye, bizi şu ağır soruyla baş başa bırakıyor: insan kendi zihninin yarattığı şeytanlarla kapalı bir kutuda kalırsa ne olur? Üstelik okyanusun bunları bir ceza olarak mı, yoksa sadece bizim algılayamadığımız bir iletişim kurma çabası olarak mı yaptığını asla tam olarak bilemiyoruz. (bkz. solaristik) adında koskoca bir bilim dalı kurulup kütüphaneler dolusu kitap yazılsa da, insanlık bu devasa zekâ karşısında bir hiç olduğunu kabullenmek zorunda kalıyor. İşin sinema boyutuna gelirsek; andrei tarkovsky’nin
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
Puan vermedi·282 syf.·
2024 1. kitabı
Solaris gezegeni başkahramanımız Kelvşi'in doğumumundan 100 yıl önce keşfedilmiştir.Kelvin ,Solaris gezegenine gönderilen araştırma ekibinde görev yapar.Beraber çalıştığı takım arkadaşları Snow ve Sartorius ile birlikte gezegenin sırlarını açığa çıkatmaya çalışırlar.Gezegen jelimsi bir toprak yapısına sahiptir ve araştırmaları okyanus üzerinde yoğunlaşır.Ancak bu esnada yaşanan garip olaylar ekibin kendi zihinlerini ve gezegeni sorgulamalarına yol açar.Bir süre sonra gezegenin okyanusunun alışılmadık ve beklenmedik yönleri olduğunu fark ederler. Stanis Law insan oğlunun günümüze dek merak ettiği önemli konulardan birine değinmiş.Bugün dahi hepimizin ortak soru işaretlerinden biri dünya dışı gezegenlerde yaşam imkanı var mı ve bu yaşam formları nasıl?Yazar bu sorulara cevap ararken Solaris gezegeni ve okyanus hareketleri ile ilgili oldukça ayrıntılı detaylara yer vermiş.Aslında çok çeşitli seçeneklere işaret ederek belki de diğer gezegende aradıklarımızın bizi tatmin edecek şeyler olmadığını buna hazır olmamız gerektiğine değinmiş.Kitabın ana konusu olan okyanus ve yapısı oluşturmakla birlikte sonlara doğru bir din eleştirisi de yer almış.Kitap genel itibarı ile çok hızlı ilerlemiyor.Ancak bilim kurgu klasiklerinden sayılan eser meraklısına tavsiyemdir.
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
8/10
·282 syf.··
2026 77. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 12:04
Bir bilimkurgu hikayesinin bu kadar felsefik olmasını beklemeyiz normalde. Hem şaşırttı hem de mutlu etti. Bir gezegenin okyanusu size canlı olarak görmek istediğiniz kişiyi gönderiyor. Pişmanlıkları yok etmek, hataları düzeltmek ve her şeye yeniden başlamak belki. Belki de tam tersi... Sadece bununla da kalmıyor yazar. Gezegenleri keşfetme nedenini, insanî bir bakış açısıyla yorumluyor. Okuru düşündüren, sorgulatan bir metin.
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
solaris (kitap/film)
9/10
·282 syf.·
2023 60. kitabı
filmine yönelik bir inceleme gibi bir seydi ama kitabı da kapsıyor. bu da burada dursunn. stanislaw lem'in solaris adlı kitabından uyarlanan bir film. yeni bir gezegen kesfedilmistir, solaris, fakat insanların tüm cabalarına ragmen bu gezegende olumlu yorumlanacak herhangi bir tepki alınamıyordur. büyük cogunlugu davranısı anlasılamaz olan bir okyanus ile kaplı bu gezegen. insanları bircok teori düsünmeye itiyor, kitapta gectigi üzere kimileri bu okyanusu "düsünen, bilincli" gibi yorumluyor kimileri de dini yönden tanrı, vahiy kavramı ile bagdastırıyor. tüm bunların genelinde okyanusa "canlı" demeyi yüksek sesle kimse söylemiyor olsa da iclerinde bir süphe var elbette. bu gezegenin arastırma grubundaki bir kesif pilotu okyanusu üstünden ucarak incelerken okyanusun tabakası jelleserek aracını kaplar ve okyanus üzerinde anlam veremedigi seyler görüyor, dev bir bebek. sonrasında ögrendigine göre bu bebek okyanusta hayatını kaybeden görev arkadasının kendi cocugu. digerleri onun sanrılar gördügünü ve söylediklerinin gercege yatkın bir yanı olmadıgını söyler. psikolog olan baskarakterimiz bu gezegene, istasyonda calısan sadece 3 kisi kalmıstır, onların psikolojik gözlem ve analizi vesaire icin gönderilir. oraya gittiginde ortalık cok ıssız. onu karsılayan kimse yok, mürettebattan snaut isimli kisi ile karsılastıgı zaman da adam onu cok garip karsılıyor. oldukca sasırmıs ve süpheci bir hâlde. cüce tarzı bir varlıgı görür gibi oluyoruz, adam gizlemeye cabalıyor. ardından bizim karakteri birtakım seyler hakkında uyarıyor, birileri diyerek üstü kapalı konusuyor fakat acık konusmamak icin diretiyor. bu arada snaut’tan, üsteki diğer mürettebat, aynı zamanda karakterimizin de yakın arkadaşı olan gabarian’ın intihar ettiğini öğrenir. üssün koridorlarında gördüğü ergen bir genç
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
Puan vermedi·282 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 22:23
İzlemediğim bilimkurgu filmi var mı? Bilmiyorum.. Okumadığım bilimkurgu romanları = Solaris hariç geri kalan hepsi. Evet arkadaşlar benim, bilimkurgunun roman olarak aktarılmasına büyük önyargım var. Çünkü hep, romanda anlatılan kurgusal dünyayı, karakterleri, yaratıkları canlandıramam ya da hayal edemem düşüncesi ile bakarım ve öyle olduğuna da eminim. İnsanın tahayyülü, anlatan kişi kendisi olmadığı sürece, zayıftır her zaman. Romana gelirsek; düşündüğümün aksine iyi ilerleyebildim. Solaris gezegenine atanan bir araştırmacı, ele geçirilen insan bedenleri vs. Yalnız romanda farklı bir konu vardı. Öz psikoloji ve bilinçaltı üst düzey anlatıma sahipti. Bu konu gayet etkili ele alınmıştı bir bilimkurgu romanına göre. Anlatımı yalın, kafa karıştırıcı değil, ama kitap bana tam geçti mi? Biraz düşünmem lazım.
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
kitap bitti filmini izleyecegim
Puan vermedi·282 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2025 00:00
spoiler Akıcı bir kitap okuma alışkanlığımı geri kazandırdı. Sadece bazı yerlerde fazla detaya girilmesi hafif sıkıcı kurgu veya günümüzde geçerliliği kalmamış konulara odaklı bu detaylar bir iki sayfa işleniyor ardından akış devam ediyor. Konusunda biraz daha bu gezegenin gizemine açıklık getirileceği beklentisindeydim ancak gizem olarak kalmaya devam etmiş. Finalde işlenen çocuk tanrı fikri hoş.
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
Son zamanlarda okuduğum en iyi kurgu, SciFi ve Psikolojik
9/10
·282 syf.··
2025 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 13:02
Uzun zamandır okuduğum en harika kitaplardan. Bilim kurgu diyince yine çoçuk hikayesi deyip geçecekleri şaşırtacak düzeyde ayrıca. Birinci karakter perspektifinden görüyoruz, ama dikkat vererek okumak gerekiyor bir çok yeri, yoksa dağılabiliyor pekala akıcı bölümler bile. Karakter açısından bu boyutta bir kitaba göre hatırı sayılır bir derinlik gördüm, fakat diğer bir kaç karakteri pek işlememiş. Şaşırtıcı olmasa da, genel olarak çok sayıda etkileyici karakter bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Bir de adı telaffuz edilip geçilen bir çok figur çıkıyor özellikle ana karakter Kelvin kitap okurken, kütüphanedeyken filan. Aslında dünya yaratma/tarih oluşturma için müthiş bir yöntem bence birinci karakter gozünde kütüphaneye göz atmak. Fakat bir cok kez şu veya bu bilim insani ya da yazar isimleri görecekseniz bu aşamada, sonradan tamamen unutulası. Yine de gayet akıcı ve eğlenceli olduğunu söylememe gerek yok herhalde, biraz vaktiniz olsa tek seferde bitirebilirsiniz hatta. Şimdi asıl vurucu yere geleyim. Kitapda "akıllı" bir uzaylı kavrami var. Ama bilimum film ya da hikayelerde rastlayacagınız herhangi bir dünya benzeri konseptin çakması değil. Biyom/gezegen düzeyinde çok müthiş bir varlık. Cixin Liu "3 cisim problemi"nde de incelenmiş, iki yıldız etrafında dönen bir gezegenin yörüngesiyle ve doğasıyla ilgili çok kaotik sorunlar var. Fakat burdaki sistemde, teorik hesaplamalara gore kararsız olması gereken yörüngeyi etkileyebilen düzeyde bir sistemin ürünü bu uzaylı. Azıcık üzerinde düşünürseniz bile nasıl korkutucu boyutlarda güçte, azamette olduğu ortaya çıkar. Kitap aynı zamanda kısa olduğundan ve daha çok psikolojik yanı ağır bastığından da olsa gerek, bu uzaylı pek çok açıdan bir muamma hala. "Acaba şu şöyle midir?" diye akıl yürütmek, tahmin yapmak pek
Edebiyat
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
9/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 01:32
Evet bu yazarla tanıştığıma çok memnun oldum. İlk olarak Aden’i okumuştum. Solaris ise okuduğum ikinci kitabı oldu ve devamını da getireceğim. Çok yaratıcı bir bilim kurguya sahip yazar. Elinize aldığınızda bırakamıyorsunuz. Çünkü hepimizin içten içe merak ettiği uzay ve evren konularında kurgular yazıyor yazar. Ve kitaplarında özellikle vurguladığı şey çok önemli; her şeyi insansı yorumluyoruz ama aslında öyle değil. O yüzden uzay ya da diğer yaşamları kendi görüşümüzle anlayamayız. Ya da iletişim kuramayız. İki kitabında da özellike buna değinmiş ve iletişim kuramamanın önemine dikkat çekmiş. Dili de akıcı yazarın sadece terimler bazı yerlerde okumayı zorlaştırıyor malesef fakat o da olmak zorunda. Bu kitabın filmi de varmış merakla filmini de izleyeceğim çünkü insan okuduklarının görselleştiğini görmek istiyor. Kitabın konusundan da bahsedecek olursak; kitap Solaris gezegenini keşfe giden insanların bir türlü iletişim kuramaması ve araştırmaların sonuçsuz kalması ile bir kişi daha yollanır gezegene, Kelvin. Gezegende organik yaşam formu olarak düşünülen bir okyanus. Gezegendeki araştırmacıların başına gelenler, sanrılar vs. Yaşanılan olaylar çok ilgi çekiciydi. O nedenle bilimkurgu severlerin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınları · 19971,588 okunma
10/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2021 60. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 10:00
Ben su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamı olan bir varlığım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. (Carl Sagan) Hepimiz gökyüzünün ve yeryüzünün çocuklarıyız. Uzay tozlarından oluşmuş atomlardan meydana geldik ve omuzlarımızda evrimsel bir yük taşıyoruz. Bugün yaptıklarımızla geleceği şekillendirmekten sorumluyuz. Evrenin yaratılış zamanını gözönünde bulundurursak bizler kısacık yaşam süremiz boyunca kendi dünyamız içinde bile çok kısıtlı bir alanda yaşamlarımızı tamamlıyoruz. Bugüne kadar kozmik okyanus dediğimiz ve uzay zamanın başladığı sınırlar içinde seyahat edebilen insanoğlu sadece uydumuz Ay’a ayak basabilmiştir. Ayın dünyamızdan uzaklığı yaklaşık olarak 384 bin Km dir. Bir sonraki hedefimiz olan Mars ise bize milyonlarca km uzaklıktadır. Halen uzay zaman boşluğundaki yaşam arayışımız devam etmektedir. Peki insanlar günün birinde tüm bunları aşabilselerdi ve başka galaksilere seyahat ederek bu sonsuz diye adlandırdığımız uzay boşluğunda Solaris isimli bir gezegene, okyanusa ya da bilinmeze ulaşabilselerdi. Ve bir şekilde bu gezegende yer alan okyanusun organik bir yaşama sahip olduğunu keşfetselerdi, insanoğlunun sonraki adımı acaba ne olurdu? Hiç kendinizi dinlediğiniz ve anlamadığınız zamanlar oldu mu? Ya da en yakınınızdakileri dinleyip de anlamadığınız zamanlar? Bazen bunu bile başaramıyorken organik bir yaşamın olduğuna inandığımız Solaris gezegeninde acaba Solaris’i nasıl anlamayı düşünebilirdik. İşte Stanislaw Lem’in şaheser kitabı Solaris de bizi bu sorularla başbaşa bırakma amacını taşıyor ve bizi bilinmezin sınırlarına taşıyor. Solaris kesinlikle hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisi ve tartışmasız okuduğum en iyi bilim kurgu kitabı. Çok derin ve ağır motiflerle süslü bir kitap. Bizi bilinmezlerle ve bunlara vereceğimiz
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,588 okunma
9/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2020 22:31
Solaris Bilim kurgu edebiyattır. İyi bilim kurgu iyi edebiyattır. Stanislaw Lem iyi bilim kurgu yazarlarındandır. Hiç bilim kurgu okumamış olup bilim kurgu okumayı düşünenlere beyin yakan bu kitabı tavsiye ederim. Uzayın sonsuz boşluğunda keşfedilen bir gezegen ve orada bulunan bir canlı, insan oğlunun hırsları. Kafanızı meşgul edecek ve sorgulatacak güzel bir eser. Freud'dan Jung'a uzanan çeşitli psikanalitik kuramları üstü örtülü tartışırken, insan oğlunun uzayın derinliklerine olan merakı ve bilimsel teknolojik hırsını sorgulatan 20. yüzyılın bilim kurgu edebiyatlarından bir baş yapıt. 1972 yılında sinemaya da uyarlanmış olan bu güzel kitabı bilim kurgu sevenlerin okumasını tavsiye ederim. Keyifli Okumalar...
SolarisStanislaw Lem · İletişim Yayınevi · 20181,588 okunma

Yazar Hakkında

Stanislaw LemYazar · 27 kitap
12 Eylül 1921'de Polonya, Lwow'da varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On iki yaşındayken babasının hediye ettiği daktiloyla yazmaya başladı. 1940'ta Lwow Üniversitesi'nde tıp okumaya başladı ancak ertesi yıl Sovyet orduları Polonya'yı işgal edince eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaptı. Yahudi kökenleri nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarını sahte bir kimlikle geçirdi. 1945 yılında ailesiyle birlikte Sovyetler'e bağlı Ukrayna sınırları dahilindeki Krakow'a yerleşti ve babasının ısrarı üzerine burada tıp eğitimine devam etti. Askeri doktorluk sınavında kendi kararıyla soruları eksik cevaplayarak başarısız oldu. Ardından bir yandan üniversitede dersler vermeye, diğer yandan kendisini üne kavuşturacak eserlerini kaleme almaya başladı. 1946'dan itibaren çeşitli dergilerde şiirler, kısa öyküler yayımlamaya başladı. İlk bilimkurgu romanı olan Astronauci 1951'de yayımlandı. Bunu izleyen yaklaşık yirmi yıl boyunca aralarında Aden, Gelecek Bilim Kongresi, Solaris, Soruşturma, Dünya'da Barış ve Fiyasko'nun da bulunduğu çok sayıda roman yazdı. Sovyet rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle bunların bazılarını yurtdışında yayımlamak zorunda kaldı. Edebiyatın yanı sıra bilim felsefesi, sibernetik, bilimsel spekülasyon ve edebiyat eleştirisi alanlarında da çalışmalar yaptı. Birçok üniversiteden fahri doktora ünvanı aldı ve eserleri ulusal ve uluslararası ödüllere layık görüldü. 27 Mart 2006'da Krakow'da kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti.