...kendim de bilmiyorum! Ya da aptalca bir düşünceyle işkence çekiyorum, bundan sonra ne olacak diye... Nedir mutluluk dediğin... Bütün bir hayat..." dedi sessizce sorularından utanarak, "bütün bu sevinçler, acılar... tabiat," diye fısıldadı, "her şey beni bir yerlere çekiyor, hiçbir şeyle hoşnut olmuyorum...
"Ah, bu endişeleri hissetmeden sadece aşkın sıcaklığını hissetmek mümkün olsaydı!" diye hayal kuruyordu. “Hayır, hayat bırakmıyor, nereye gitsem yakıyor! Ne çok yeni hareket, meşgaleyle doldu bir anda! Aşk, hayatın zorlu okulu"
"Nasıl bir hayat hoşuna gidiyor senin?"
"Burada ki gibi değil."
"Tam olarak nedir hoşuna gitmeyen?"
"Herşey: sonu gelmeyen koşturmacalar, sonu gelmeyen berbat ihtiras oyunu; bilhassa da açgözlülük, birbine çelme atmalar, dedikodular, çene çalmalar, birbirlerini çekiştirmeler, baştan ayağa süzmeler. Ne konuştuklarını dinliyorsun, başın dönüyor, aptallaşıyorsun...