Sevmek, sevmek istiyordu. Hayatında yalnız bu eksikti; fakat hayatta her şey bundan ibaretti: Sevmek, evet, bütün saadet yalnız bununla istihsal edilebilirdi. Küçük, sefil, üryan bir oda, demir bir yatak, beyaz perdeler, iki hasır iskemle, işte yalnız bu kadarcıkla fakir bir muaşaka(sevişme, karşılıklı aşk) hücresi: fakat sevmek, yarabbi! sevmek istiyordu, hummular( ateşli hastalık) içinde mecnunca bir aşk ile sevecek ve mesut olacaktı.
Bu mektup trafiği durmalı artık Milena, bizi çılgına çeviriyor, insan ne yazdığını, neye cevap verildiğini bilmiyor ve her nasılsa, sürekli titriyor. Çekçeni çok iyi anlıyorum, gülüşünü de duyuyorum, ama mektuplarında sözlerinle gülüşün arasında bocalıyorum, sonra da sadece sözlerini duyuyorum; hem ayrıca benim özüm: korku.
Sizin F.
Anladım ki Tanrı, insanların birbirlerinden ayrı yaşamasını istemez. Bu yüzden neye muhtaç olduklarını onlara ifşa etmez. İnsanların bir olmalarını ve bütünlük içinde yaşamalarını diler. Bu yüzden her birine, bütünün muhtaç olduğu şeyi gösterir.