“Viyana” diyor. Benim için dünyanın diyapazonuydu. Çünkü Viyana sadece bir şehir değil, aynı zamanda kişinin sonsuza dek ruhunda taşıdığı ya da hiçbir zaman taşımadığı bir sesti.
Din, kuşkusuz inanmakla ilgili ve sadece inanla inanılan arasında kalması gereken bir kurumdu. Üzerine tartışmak kırgınlıktan, kızgınlıktan, yıkımdan başka bir işe yaramazdı.