bu depremden çıkarılacak çok ders var.
bilimin ne kadar önemli olduğunu artık idrak etmeliyiz.
küçük kurnazlıklar yaparak kendimize fayda sağlamış gibi gözüken şeylerin aslında hepimize ne kadar zarar verdiğini görmeliyiz.
liyakatın ne kadar önemli olduğunu anlamalıyız.
depremin değil binanın öldürdüğünü sağlam yapılan tabiri caizse çakallık yapılmayan işlerin sapasağlam dururken bir yaşında binaların ufak hırsızlıklarla nasıl çöp olduğunu mezar olduğunj görmeliyiz.
herkesin müteaahhit olmaması gerektiğini farketmeliyiz.
askerimizi milletimizle karşı karşıya getirirken birgün askerimize muhtaç olabileceğimizi unutmamalıyız.
siyasilerin kendi siyasi ukbası için hareket ederken esas olanın millet olduğunu bilen kişilerin gerektiğini kabul etmeliyiz.
apartmansal dönüşüm yerine, gerçek bir kentsel dönüşümün yapılması gerektiğini idrak etmeliyiz.
saldırılan dövülen doktorların bizim için ne kadar uğraşlar verdiğini bilmeliyiz.
küçümsenen mühendisliğin ne kadar gerekli olduğunu aslında küçümsenmemesini aksine kalifiye mühendislerin kaçırılmaması gerektiğini içselleştirmeliyiz.
umarım bazı şeyler düzelir ama çok zannetmiyorum.
Hanımefendi, affedersiniz. Buralarda kiralık ev var mı? Kıpkırmızı dudakları, şaşkın iri siyah gözleri, şurası burasıyla bizi öyle küçümseyerek gözden geçirdi ki… Sanki, sizin gibi kiracı parçasıyla çene çalmaya mal sahipliğim müsait değil demek istedi. Velhasıl İstanbul kazan biz kepçe! Ne Tepebaşı, Aynalıçeşme’si kaldı aramadık, ne Kuledibi, Galata’sı, Karaköy’ü hatta Tophane’si…