Akıllı böbürlenme yoktur. Bu bir içgüdüdür. Üstelik, her şey bir yana, övünmeyi sevmeyen adam da yoktur. İnsanların birbirlerine az çok keyifle katlanabildikleri neredeyse tek rol, hayran paspas rolüdür.
Hayal gücü tıpkı bir kas gibidir, egzersiz ister. Bu dünyanın hayhuyuna kısılıp kalırsanız çok geçmeden size çocukluğunuzda bahşedilen hayal gücünü yitirmeye başlarsınız ve bu olduğunda, işte o zaman -bir zamanlar var olan o şeye ne kadar özlem duyarsanız duyun- nostaljinin bile size geri getiremeyeceği kıymetli bir şeyi kaybetmiş olursunuz. Hayal gücünüzün ölümüyle merak hissinizi kaybedersiniz. Ama merak elzemdir. Aklınızı kaçırmamak için, kalbinizin taş kesilmemesi için meraka ihtiyacınız var.
Bazıları olanı olduğu gibi kabul etmenin zayıflık olduğunu söyler ama bence bu daha çok bitkin düşmekle alakalı. İçinde sıkışıp kaldığımız bu sistem bizi yıldırmak üzere tasarlanmış ve bu işi iyi beceriyor. İnsanlara zayıf demek ancak şefkat yoksunluğunun sonucu olabilir. Bize koyun demeden önce elinizi vicdanınıza koyun. Elimizden geleni yapıyoruz.