BAŞAK

BAŞAK
Kitaptaki bir sayfada (kitabın adı yok) amazon kadınlarından bahsediliyor; çocuk yapmak için izin alıyorlar, erkeği köyden rastgele seçiyorlar. Fakat ben de garip his uyandıran, kaşlarımı çatmama ve anlamaya çalışmamam sebep olan cümle başkaydı. Kadın bekaretini kaybetme hakkı için mutlaka savaşta bir erkek öldürmesi gerekiyor. Okuduğum bir öyküyü hatırlattı; bekar kadın sürekli eve kuş alıyor farklı farklı kuşlar renkli ve ötüşleri farklı , kadın kuşlarla birlikte oluyor ve sonra kuşları öldürüyordu. bir kadın bekareti için bir erkek öldürmeli , bir kadın bekaretini kaybedince o erkeği öldürmeli, bir kadın bekaretini verdiği erkeğin ölümünü bilmeli ya da bir kadın. erkek. ölüm. bekaret. seks. birleşme. penetrasyon. orgazm. zirve. acı. ret. Yaralanma. tiksinme. hayır. yalnızlık. öfke. kabulleniş. kabullenmeyiş. tekrar birleşme. tekrar birleşme. tanışma. yadırgama. şaşırma. öfke. uzaklaşma. neden uzaklaşma. madem öyle. tekrar deneme.
1K
Reklam
Bu şey değil mi oğlak burcu iş arkadaşım
Onu bütün yönleriyle görebildiğiniz kanısına bir türlü varamazdınız; görünürdeki açık yürekliliğinin gerisinde hep kurnazca bir temkinlilikten, pusuya yatmış bir şeytanlıktan kuşkulanırdınız
Sayfa 13
1K
Hafif sis çökmüş sakin denizden geçen yaşlı bir balıkçı teknesi görüyorum; Beyazının rengi atmış üstünde "haydi rastgele " yazılı yok hayır birşey yazılı ama net okunmayan balıkçı teknesi. İhtiyar balıkçı tutuyordu motorun kolunu. Geçiyor yatay şekilde kıyıdan, sadece onun sesi vardı etrafta. Hangi mevsimdeyiz? Yaz değil, sonbahar; hüzünlü, ihtiyar gibi. Gitme balıkçı, sisin kalkmasını bekle, buralar canlanacak, yaz gelecek, cıvıl cıvıl olacak, güneş ısıtacak bizi de. Gitme, bana yaşlılığı hatırlatma , bana yalnızlığı ve serinliği hatırlatma ! Birazdan geçecek sis, belki bir aile gelecek küçük kız kumda oynayacak , ayakkabılarını çıkarmayışı hüzün verecek . Yaz olsaydı yalınayak dolaşırdı. Aile de gitsin buradan , balıkçı da ,sis de , herkes gitsin boş kalsın. Uzakta beklesinler sonbaharın bitmesini. Daha önümüzde kış var, sevmiyorum, istemiyorum. Yazı geri getirin terleyeceğim ama olsun terleyelim.
1K
yine dayıma, çocukluk anılarım
Macunu sürmesiyle fırçanın yere yapışması bir oldu. Lavabo pis, macun az kalmış, zaman yok. Neden buradayım, kim bu ahali, bir yoluna yordamına sokalım, rayına girsin bu işler. Uçsun kuşlar rayların üzerinden, trenin gelmesine çok var, taşları sektirelim bir raydan diğerine metalin sesi gelsin, karşıda çalıların salınışı, rüzgar hafif, yel değirmenleriyle savaşan Don Kişotu hatırla, koyun sürüsünü düşman sanan Don kişot. Yazık sana, biz güneşin alnındayız, şortlarımız kısa, kollarımız tişörtün kol hizasına kadar yanmış. Sakız var hayır çiklet var, kavunlu, ne severim, dayım gelince ona aldırırdım hep. Dayım gelince kaset de getiriyor. Biz şimdi demiryolundayız, trenin gelmesine çok mu var? Demire dayıyoruz kulağımızı, serin, tuhaf, neden? Kavunlu çiklet ağzımızda büyüdükçe büyüyor. Tükürüğümüz yetmiyor inceltmeye. Köpek dili mi , dana dili mi? Hayır inek dili geviş getiriyor karşımda, kocaman kahverengi dilini döndürüyor ağzından çenesine, çocuklar gelin koşalım raylar boyunca, koşalım arkadan tren gelir, trende yolculara paketli ekmekler verilir üzümlü, yanında hiçbir şey!
1K