Macunu sürmesiyle fırçanın yere yapışması bir oldu. Lavabo pis, macun az kalmış, zaman yok. Neden buradayım, kim bu ahali, bir yoluna yordamına sokalım, rayına girsin bu işler. Uçsun kuşlar rayların üzerinden, trenin gelmesine çok var, taşları sektirelim bir raydan diğerine metalin sesi gelsin, karşıda çalıların salınışı, rüzgar hafif, yel değirmenleriyle savaşan Don Kişotu hatırla, koyun sürüsünü düşman sanan Don kişot. Yazık sana, biz güneşin alnındayız, şortlarımız kısa, kollarımız tişörtün kol hizasına kadar yanmış. Sakız var hayır çiklet var, kavunlu, ne severim, dayım gelince ona aldırırdım hep. Dayım gelince kaset de getiriyor. Biz şimdi demiryolundayız, trenin gelmesine çok mu var? Demire dayıyoruz kulağımızı, serin, tuhaf, neden? Kavunlu çiklet ağzımızda büyüdükçe büyüyor. Tükürüğümüz yetmiyor inceltmeye. Köpek dili mi , dana dili mi? Hayır inek dili geviş getiriyor karşımda, kocaman kahverengi dilini döndürüyor ağzından çenesine, çocuklar gelin koşalım raylar boyunca, koşalım arkadan tren gelir, trende yolculara paketli ekmekler verilir üzümlü, yanında hiçbir şey!