“Bir yüzyıl sonra ben ve tanıdığım herkes toprağın altında olacak. Varlığımı anımsayacak ama kim olduğumu asla bilmeyecek. Bir iki torun dışında anılarım benimle beraber tozlu sayfaların arasına karışacak. Almak istediğim kıyafetler, ayakkabılar yada parasını biriktirmek için gece gündüz çalışacağım ev ya yıkılmış yada bir başkasının olacak. Gerçekleştiremediğim bütün hayaller, utandığım için içimde tuttuğum bütün duygular benimle beraber gömülmüş olacak, kimsenin haberi olmadan. Artık kimse asla öğrenemeyecek sarılmak istediğim, seni seviyorum iyi ki varsın demek istediğim herkes, hissettiklerimden habersiz benimle beraber toprağın altında olacak.
Bir yüzyıl sonra bunların hiçbirinin bir önemi kalmayacak. Ancak belki de mesele tam olarak bu. Bu geçiciliği kabullenmek, hayatı daha derinden hissetmek için bir fırsat sunuyor. Şu an burda bu satırları yazarken anlıyorum ki yapmak istediğim ama yapamadığım her şey aslında hala bir şans olarak hala önümde duruyor. Bir yüzyıl sonra hatırlanmayacak olabilirim ama şimdi burada birinin kalbine dokunabilir, bir anı paylaşabilirim. Hayatın geçiciliği onu daha değerli kılıyor. Belki de bir gün en büyük mirasım ardımda bıraktığım sevgi ve anılar olacak, tozlu sayfalar arasına karışacak olsa bile. Bu düşünceyle her anı dolu dolu yaşamak için kendime söz veriyorum. Çünkü belki de sadece şu anın kendisi gerçekten önemli olan tek şey.”