Gerçekten de öyleydi. Gazi'nin önderliğinde, Türkiye kimlik değiştiriyordu.
Sözgelimi, eskinin Ankara'sında lokanta diye bir kavram bile yoktu.Sokak aralarında kurulan birkaç tezgâhta, göçebe usulü hazırlanan yiyecekler, tezgâhların yakınına konulan iki karış yüksekliğindeki hasır iskemlelerde yenirdi.
Lokanta bile olmayan bir kentte, on yıl gibi kısa bir süre içinde bir dolu pastane, gazino, lokanta açılmış, hepsi de iş yapar halr gelmişti.
İstanbulluların, İzmirlilerin yüzlerce yıldır sahip oldukları bu tür buluşma yerleriyle, maalesef Ankara yeni tanışıyordu.
Şehri gezdiğim sırada Amerikalılar yilda bir gökdelen dikerken Malavi`nin nasıl oluyor da bağımsızlığına kavuşmasının üzerinden kırk yıl geçmesine rağmen köylerine temiz su götüremediğini düşündüm. Göklere cadı süpürgeleri, yollara perili kamyonetler gönderebilivorduk ancak evimizdeki elekt riğe sahip çıkamıyorduk. Hep arkadan yetişmeye çalışıyorduk sanki. Onca zeki ve çalıskan insana rağmen hâlâ atalarımız gibi yaşayıp ölüyorduk.