Reiskâra yaranmak için uluorta fikirler neşrinden evvel, hâdiseleri
olduğu gibi tesbit ederek, yeni nesile aynen anlatmamız gerekir.
Aksi hâlde, birçok kahramanları sefil olarak göstermek ve birçok
kalpazanları, nâehilleri de lâyık olmadıkları vasıflarla tavsif etmek
gafletine düşebiliriz. Matbuat sayfaları bir tiyatro sahnesine benzetilmemelidir. Yâni matbuat, liderleri temsil edilecek herhangi
bir târihî piyes gibi, rolleri istedikleri kimselere vermemelidir.
(...) Matbuatın yakın vakte kadar çok defâ sırf reiskârı memnun
etmek gayretini güttüğünü söylemeye mecburuz ve sırf bu gayretle hâdisatı ve birçok târihî vekâyii inkâr edecek kadar ileri de
gitmiştir."
Bizde pâdişâha ’irâdei ümmet ve usûlü hürriyet’ üzre icrayı
hükümet etmek hakkı verilmiş olup, ünvânı 'sahibi miilk'tiir. Fakat
’mâlikül mülk' değil...
"Trabzon iliyle Canik (Samsun) sancağının, şark
illeri olarak tanımlanan Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Elâzığ, Van
ve Bitlis illeriyle bu sahada yer alan ve İdarî olarak herhangi bir
ile bağlı olmayan bağımsız sancakların hiçbir nedenle ve bahaneyle biri diğerinden ve Osmanlı camiasından ayrılamayacak bir
bütün olduğu" yazılıdır. Yâni, sâdece Doğu illerini içeren bir karar
Nutuk'ta bütün yurda âidmiş gibi gösterilmiştir ki, doğru değildir.
Ayrıca uzun karar metni epey kısaltılmış ve orijinal metinde yer
alan ve bu sahada yaşayan İslâm anâsırından söz edilen cümleyse
metinden çıkarılmıştır.