...Böylelikle,her geceden sonra,kendimizi yeni bir günün karşısında bulduğumuzda,o günü doldurma gerekliliğinin gerçekleştirilemez oluşu içimizi ürpertiyle doldurur; ve ışık içinde nerede olduğumuzu şaşırmış bir halde,sanki dünya az önce sarsılmış ve kendi yıldızını icat etmiş gibi (!),bir teki bile bizi zamanın dışına çıkarmaya yetecek olan gözyaşlarından kaçarız.
"Bir vakitler başkalarıyla birlikte,kaya gibi kuvvetli bir sıra safta,elimde yalın kılıç,gözlerimde sıcak bir sevinçle katılmıştım savaşa; şimdi ise tek başıma,sırtımda ayaklarıma dolanan siyah bir cübbe,boş eller,ürkek ve sabırsız bir yürekle katılıyorum.
Ama katılıyorum,katılmaya mecburum."