"Bazen, yalnızca akışa kapılmak gerekebilir. Birinin yıldızları altında uyumak gerekebilir."
|§|
Ve işte, bir şey daha var. Tüm yaşamayı bilenler, kendilerine dünyalar kuruyor, ve yaşamayı bilen ötekilerin de o dünyada yaşamasını istiyor. Kendi dünyası kalabalık olsun istiyor.
Hâlbuki aradığı herkes kendi dünyasını kurmuş, her kalabalık olmak isteyen kendi sonsuzluğunda kayboluyor.
Belki de tek yapmamız gereken, yaşamayı bilerek dünyasını yeşertmiş birinin topraklarına adım atmak, onun gökyüzünde nefes almayı denemektir? Belki de onun gökyüzünü soluyunca, onun gün ışığında çiçek açınca onun herkesi olup bütün yalnızlıklarını sileceğizdir?
İşte, belli etmese de bu da bir bencilliktir. Bu devirde herkes kendi yeni bir şeyler üretip anlatmadan da anlaşılmasını beklemektedir.
Her okuma öğrenen kendine yeni alfabe kurmuş bu dünyada, kimsenin bir diğerini anlamadığı alfabeyle nasıl muhabbet edilsin?