Seccadenin Altındaki Sır: Kadim Şehrin Gizli Yarası Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan zulmü, haksızlığı ve hiçbir günahı olmayan masumların çaresizliğini izlerken içim paramparça oldu. İnsanlığın vicdanını yaralayan o sahneler karşısında gözümden bir damla yaş süzülürken, birden kulaklarımda rahmetli dedemin o derin, insanı uzun uzun düşüncelere salan eski bir kıssası yankılandı. Sanki dedem çıkıp geldi de, "Bak evlat, dünyadaki bu sinsi oyunların, bu bitmek bilmeyen kinin kökleri nerede saklı, dinle..." dedi bana. Dedem anlatırdı... Çok eski zamanlarda, Doğu’nun kalbinde, kubbeleri göğe yükselen, sokakları ilim ve irfan kokan o kadim ve ulu şehirlerin birinde geçer ucu bugüne dokunan bu hikaye. Bilirsiniz, o devirlerde o topraklarda muazzam bir adalet ve hoşgörü anlayışı hüküm sürerdi. Savaş meydanlarında esir düşen, saraylara veya konaklara hizmetçi olarak getirilen yabancılar bile eğer ellerinden bir zanaat geliyor, yüreklerinde bir ilim ışığı taşıyorlarsa asla hor görülmezlerdi. Onları köle diye bir kenara atmaz, eğitir, liyakatine değer verir ve devletin en üst kademelerine, şifahanelerin başhekimliklerine, sarayın vezirliklerine kadar yükseltirlerdi. Hizmetçisine, kapısındaki esirine bile insan gibi değer veren, adaleti her şeyin üstünde tutan bir medeniyetin devirleriydi. İşte o dönemlerde, bu ulu şehrin mahallelerinde kendi hallerinde yaşayan, ticaretle uğraşan azınlık bir yabancı topluluk da vardı. İnançları ve canları güvence altındaydı ama ne kadar hoşgörü olsa da insanoğlunun çiğ süt emmiş tabiatında bazen fitne durmazdı. Günlerden bir gün, sokakta oynayan çocukların arasında sıradan bir kavga çıktı. Mahallenin yerli çocuklarından biri, anlık bir öfkeyle o yabancı topluluğa mensup bir çocuğu hırpaladı, ona âdeta eziyet eder gibi vurdu. Çocuk canı yana
Duygu ve Düşünce
İnsana inanmak bu devirde ziyandır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selma Rıza - Uhuvvet
Arka kapak yazısını okuduğum zaman muhakkak okumam gerekiyor dedim ve bugün itibariyle başladım, daha önce Mai ve Siyah kitabının da YKY tarafından eski Türkçe ağırlıklı çevirisi ile okumuş bir hayli zorlanmıştım daha sonra günümüz Türkçesi ile başka bir çeviri ile daha rahat okudum ama yine de eski kelimelerin olduğu kitapları da o zorluğu yaşayarak okumayı çok severim; bunu Ulysses'i sözlüğü ile birlikte Nevzat Erkmen çevirisi ile de yaşamıştım ve Niteliksiz Adam'ın 4 cildinin Sami Türk çevirisiyle de. Ahmet Celal 'in Niteliksiz Adam'ın ilk ikisinin çevirisi ise muazzam ama diğerinde de eski kelimelere biraz daha hakim olmaya da başladım, bu nedenle bu tarz kitapları ilk okuduğum zaman eski kelimelerle hemhal olup ikinci okuyuş ile de kitabın konusuna odaklanıp yazar ile daha iyi anlaşmaya başlıyorum, Selma Rıza'in bir Türk kadını tarafından yazılan ilk Roman olan Uhuvvet ilk sayfalarda oldukça zorluk yaşarsa da sayfalar ilerledikçe eski kelimeleri cümlelerin anlamını kavrayacak şekilde biraz daha hakim olmayı başarabiliyorsunuz, kitabı yarıladım; yordu ama harika, ileride tabii ki dipnotlara bakmadan daha güncel bir şekilde çıkarsa daha fazla okuyucuya ulaşabilecek harika bir eser olduğunu anlamamak mümkün değil, bu haliyle de okumamızi sağlayan emeği geçen herkese tek tek teşekkür etmek isterdim, hemcinlerim gibi karşıcinsin fe okuyup geçmişten ders alıp günümüzde kadın erkek eşitliğine hep birlikte destek olmamız gerektiğini gözler önüne seren bir nevi tarihi bir roman da diyebiliriz Uhuvvet için, bir kadın ne kadar eğitimli olursa ne kadar yol arkadaşı olarak yürürse erkekle birlikte dünya o kadar gelişir ve medeniyet olur, bir kadın cariye gibi görülürse orada bedbahtlıktan cahillikten başka hiçbir şey olmaz; bu nedenle etrafında bana kul köle olan kadınlar çok
"Bu devirde duyguları olan birinin iyi olabilmesi mümkün mü?" Lev Tolstoy
Gönülden gelene hürmet göstermekte ustayız, Aşka sadık olana gönül vermekte mahiriz. Tek şartımız: Aşkın ruhu temiz, Sevgilinin sözü sağlam olsun. Sözü senet, kalbi kale olanların harcıdır bu yol. Ne güzel ifade etmişsiniz; aşkın da sevginin de temeli, o sarsılmaz dürüstlük ve ruhun lekesiz temizliğidir. ​Bu devirde gönülden gelene hürmet etmek bir erdem, söze sadık kalmak ise en büyük asalet. Şartınız şarttır; çünkü sözü çürük olanın, aşkı da kalıcı olmaz. Ruh temiz, kelam sağlam oldukça o sevda ebediyete kadar kök salar. ​Gönlünüzün bu asil ve tavizsiz duruşu, her daim hak ettiği vefayı aşkla bulsun. ___ /Güven Taşdemir
Şerefiyle bir şeyler yapmaya çalışan herkesi tebrik etmek istiyorum. Bu devirde gördüklerime rağmen namusunu koruyan, eğilip bükülmeyen, çıkar uğruna kendini satmayan insanlar var. Azlar belki, ama asıl yükü onlar taşıyor; hava yapmadan, dimdik.