Yargı başka, adalet bambaşka bir şeydir. Her devirde, her düzenin mahkemeleri de, hakimleri de olmuştur. Hitler'in bile Mussolini'nin bile, hatta Stalin'in bile mahkemeleri ve hakimleri vardı; yargı mekanizmaları - mükemmelen - vardı diye o düzenlere, adildirler mi diyeceğiz?
Sayfa 128 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT·Kitabı okudu
1000Kitap
Bu devirde Adalet ağacınıda kuruttular..
Sonra, üçüncü haftanın sonunda, Bir insan (İbrahim ) Doğru yargılamanın ağacı olarak Seçilecek ve Onun nesli sonsuza kadar Adalet ağacı olacak ....
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
​"İlk devirde İslâmı seçenler topu topu otuz kişi... Bunların da çoğu gençler, fakirler, zayıflar ve kadınlar. İnkârcı bedbahtların gözünde "Ebû Talib'in yetimi" ve ciddiye alınmaya değmez bir avuç garip olarak görülen bu ilkler, az zaman sonra öyle bir nur infilakını gerçekleştirecekler ki dünya, bir uçdan bir uca zifiri karanlıktan apaydınlık bir gündüze geçecek.
" Bu devirde her şey mümkün."
Devir bâtılın hüküm sürdüğü devirdir. İnsanları bulundukları yanlış yoldan alıkoyarak Hakk'a davet etsen, bu devirde yaşayan herkes sana düşman olur.
İSLÂMIN HER ŞEY 'e KARIŞMASI ,NİYE?
İslâmın, bütün hareketlerimizi ve bütün dünya işlerimizi düzenlemiş olması, dünyaya ait emellerimizde bize daha iyi başarı sağlamak için değildir. Ticarette daha iyi tüccar, siyasette daha mahir diplomat olmamız için asla değildir. Belki dünya işlerimizi, ruhun selâmetini hiç engellemeyecek tarzda düzenlemek içindir. Ticaret ve siyasette, kazanç ve muvaffakıyet hırslarımıza gem vurmak icindir. Dinin konusu ruhdur, bedes ise ruha yüktür. Din. bedene saadet ve bolluk getirmek davasında değildir; bilakis ruhu bedene hakim kılmak davasındadır. Ancak insan bedeniyle yaşadığı için bu bedenin ruhun yüksek gayesine uygun hareketler yapması icin şeriat bildirilmis ve onda bedenin hareketleri, ruha zarar vermeyecek veya onu besleyecek tarzlarda tertiplenmiştir. İbadet denilen ve dini hayatı çerçeveleyen hareket tarzları iman ile başlar, îman ve dua ile nihayetlenir. Hareketlerin oluğunda akan da yine îman cevheridir. Mü'min, ruhuyla Allah'ı arar ve bu esnada bir takım hareketler yapar. Ancak onun asıl kendisi olan düşünen insan cevheri, ibadet ve hareketlerindeki yapıcı hallerle kayıtlanmamıştır. Dinin ruhu olan düşünceyi çıkarırsanız hareket ve ibadetlerin hepsi mânâsını kaybeder. Öyle iken her dinî cemaat, zamanla dinin ruhunu azar azar kaybederek onun yerine mânâsız kalan hareketleri çoğaltmaktadır. Bütün eski dinlerin akıbeti bu olduğu gibi İslâm dini de aynı kaderle karşılaşmıştır. Daha ilk asırlardan başlayarak müctehidlerle fa-kihlerin bütün gayretleri İslâmı, hareketlerimizi en mükemmel şekilde düzenleyen bir dünya dini haline getirmekti. Felsefe, Aristo'nun felsefesi olduğu için reddedildikten sonra bütün emekler, mekanik ilminin çalışmalarında olduğu gibi, hareketlerin hesaplanması uğrunda harcandı. Birkaç asır sonra evvelkini de aratan taassubun zorbalığıyla içtihad