iletişimin önemini anlayıp sinir krizi geçirmek için okunabilir
5/10
·264 syf.··
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:51
connell genel olarak salaktı ama arada da anladım onu gibi oldu. marianne i daha çok sevdim ona göre bence kendi hislerinin daha farkındaydı. connell kendi kendine triplere girip nir anda fakir edebiyatı yapıyordu. ikisinin de kessssinlikle iletişim problemi var ASLA ADAM AKILLI KARŞLIKLI OTURUP KONUŞMADILAR. sürekli kafalarında birbirleri yerine kendilerine yorum yapıp, kendilerini o kalıba sokuyorlardı. slk mısınız bir konuşun yani. ayrıca tam kitaba adapte oluyorum hoooop üç beş ay geçiyor olayların üstünden, niye bu kadar zaman atlaması yapılmış anlamadım. beş puan verdim ama kitabı bitirince yine de içim bir burkuldu iki haftadır bunu okumamın da etkisi olabilir
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Sessizliğin ve Sesin İzinde: "yumuşak g"
Puan vermedi·112 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:33
Edebiyatta kısa öykü, hacmine sığmayacak kadar yoğun bir anlatımla insan ruhunun en saklı taraflarına ulaşabilen özel bir türdür. Zehra Âli Yılmaz, ‘yumuşak g’ adlı öykü kitabında bu imkânı başarıyla kullanarak okura samimi, duru ve katmanlı bir anlatı dünyası sunuyor. Kitap, alfabenin kendine mahsus harfi olan, tek başına bir kelimeyi başlatamayan fakat dokunduğu sesi uzatan yumuşak g üzerinden hayata ve insana dair hüzünlü bir benzetme kuruyor. Kitaba adını veren ve açılışı yapan “yumuşak g” öyküsünde yazar, bu dil bilgisi unsurunu sosyal hayatta sesini duyuramayan, geri planda kalan ya da suskunluğunun bedelini ödeyen insanların simgesi hâline getiriyor. Eserin ruhunu yansıtan şu satırlar, kitabın temel yaklaşımını da ortaya koyuyor: “Bir insan yumuşak g olsaydı en fazla ‘değil’ demekten ürperirdi herhâlde. Tepki görmekten, dışlanmaktan, zarara uğramaktan hatta elindekileri kaybetmekten, bedel ödemekten endişe ederdi... Sustu. Bu, ona verilmiş bir hak değil, ödediği bir bedeldi.” Yazar, günümüz insanının en belirgin açmazlarından biri olan yalnızlığı ve anlaşılma arzusunu, dilin ince imkânlarından yararlanarak anlatıyor. Karakterlerin içine çekildiği sessizlik, “Ciğerleri sanki dar bir kelimenin içine sıkıştı. Konuşursa sesinin çatlayacağını biliyordu.” cümlesiyle somut bir acıya dönüşüyor. Kitap boyunca hissedilen bu tema, “Ses” öyküsünde daha belirgin bir görünüm kazanıyor. Açılıştaki suskunluğun aksine burada ses, hayatın kendisiyle özdeşleşiyor: “Dil sussa da ses bir yerden sızdırır kendini.” Doğanın bütün tınılarını yaşamanın işareti olarak sunan yazar, karakterin ruh hâlini taşra atmosferi içinde yeniden kuruyor: “Ses, onun için varlığın emaresiydi. Ses varsa hayat da vardı. Bir varlık sesini kaybettiyse geriye kaybedecek bir şeyi kalmamış
Yumuşak GZehra Âli Yılmaz · Kitap Ağacı Yayınları · 20261 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2026 99. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:27
Zodyak Akademi #3: Hesaplaşma Serinin şimdiye kadarki en sürükleyici kitaplarından biri oldu benim için. İlk kitapta dünyayı ve karakterleri tanırken, ikinci kitapta olayların büyümeye başladığını görmüştük. Bu kitapta ise hem karakterler arasındaki ilişkiler derinleşiyor hem de Solaria'nın karanlık yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Okurken bir an bile duraksamadım; sürekli yeni bir olay, yeni bir sır ya da yeni bir tehlike ortaya çıktı. Kitabın merkezinde yer alan Cehennem Haftası başlı başına oldukça sinir bozucuydu. Üst sınıfların birinci sınıflara istedikleri gibi eziyet edebilmesi zaten başlı başına adaletsiz bir sistem. Ancak bu süreçte Darcy ve Tory'nin pes etmemesi, her şeye rağmen ayakta kalmaya çalışmaları ve güçlenmeleri çok hoşuma gitti. Özellikle dört element sınavında gösterdikleri gelişim, ilk kitaptaki hallerini düşündüğümde ne kadar yol katettiklerini gösteriyordu. Karakterler açısından da oldukça dolu bir kitaptı. Darcy ve Orion arasındaki ilişki giderek daha güçlü ve daha karmaşık bir hâl alıyor. Aralarındaki yasak çekim ve birbirlerine duydukları güven hikâyeye ayrı bir heyecan katıyor. Tory ve Darius cephesinde ise tam anlamıyla bir duygu savaşı yaşanıyor. Birbirlerinden nefret etmek isterken aynı zamanda birbirlerine karşı koyamamaları, ilişkilerini serinin en ilgi çekici noktalarından biri hâline getiriyor. Darius'un bazı davranışları beni sinirlendirse de karakterinin iç çatışmalarını görmek oldukça etkileyiciydi. Bu kitapta Caleb'e karşı duygularım da sürekli değişti. Tory'ye olan bağlılığı, onu korumaya çalışması ve bazı anlarda gösterdiği sadakat gerçekten hoşuma gitti. Ancak Varislerin etkisinden çıkamayıp yaptığı bazı şeyler yüzünden ona kızmadan da edemedim. Seth ve Max ise hâlâ sevemediğim karakterler arasında yer alıyor. Özellikle bazı
HesaplaşmaSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi··
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:20
Hayat bazen; "Ancak herkes öylesine hissiz ve kaygısız görünüyordu ki yalnızca nefes alıp veriyor, dinleniyorlardı; bu salonda rahattılar, korunaklıydılar, hissiz olsalar da sağlıklıydılar. Hasta olan, dünyanın ateşini içinde hisseden bir tek ben vardım." Yani. Ben bu kitaba neler yazarım da bazı kitapları böyle ruh halimle harcıyorum. Çok yorgunum. Zweig işte.
Edebiyat
Kadın ve ManzaraStefan Zweig · Zeplin Kitap · 20181,219 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 39. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:41
Denizde fırtınaya yakalanmış bir gemide gibiydik Merhaba arkadaşlar bu akşam size #puskin adlı yazardan #yüzbaşınınkızı adlı romanı yorumlamaya çalışacağım Bu roman 1836 yılında yayınlanan yüzbaşının kızı Rus edebiyatının en güçlü tarihi romanlarından biridir 18 yüzyılda çerice 2. Katerina döneminde yaşayan pugacev ayaklanması sonunda geçen Eser aşk sadakat Onur vicdan gibi temalara Harmanlar. Kitap 1773 yılındaki gerçek bir köylü isyanını anlatır. Puşkin Bu kitabı yazmadan önce arşivleri talan etmiş İsa'nın yaşadığı köyleri bizzat gezmiştir.. Gelelim kitaba; Pyotr andreyich grinyov emekli bir askerin tek hayatta kaldığı çocuğudur.Pyotr 17 yaşına geldiğinde babası onu askerliğini yapması için oranburga gönderir oraya giderken yolda bir tipi çıkar ve yolunu kaybeder arabacı ile beraber. Fakat gizemli bir adamla karşılaşırlar ve o pyortra yolu gösterir buna ufak bir karşılık olarak tavşan kürkü ceketini hediye eder.. Belogorsk Kalesi, aslında etrafı çitlerle çevrili sakin bir köy gibidir. Kaleyi Yüzbaşı Mironov yönetmektedir. Grinyov, burada yüzbaşının kızı Masha’ya aşık olur. Ancak kalede görevli diğer bir subay olan Şvabrin de Masha’ya ilgilenmektedir. Şvabrin’in Masha hakkında ileri geri konuşması üzerine Grinyov onu düelloya davet eder ve yaralanır. Masha, iyileşme sürecinde Grinyov’a bakar ve ikili birbirlerine aşklarını ilan eder. Ancak Grinyov'un babası bu evliliğe onay vermez. Sizce bu aşk burda biter mi? Bu savaş hangi tarafa galip gelecektir?? #okudumbi̇tti̇ #puşkin #yuzbasinin kizi
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Kibele Yayıncılık · 199636,9bin okunma
Hayaller ve Gerçekler Arasında Bir Şövalyenin Hikâyesi
10/10
·488 syf.··
2026 7. kitabı
Don Kişot, sadece macera dolu bir şövalye hikâyesi değil; insanın hayalleri, inançları ve gerçeklikle kurduğu ilişki üzerine yazılmış zamansız bir eser. Cervantes, şövalye romanlarını mizahi bir dille eleştirirken aynı zamanda insan doğasının en tanıdık yönlerini de ortaya koyuyor. Don Kişot’un dünyaya bakışı, çevresindeki insanların gördüğünden çok farklıdır. Onun için sıradan olaylar büyük maceralara, yel değirmenleri ise devlere dönüşür. Bu durum bazen komik, bazen hüzünlü olsa da karakterin samimiyeti okuru kendine bağlıyor. Romanın en sevdiğim taraflarından biri, Don Kişot’un “yanlış” dünyasında bile kendi doğrularına sadık kalması. Sancho Panza ile olan ilişkisi ise kitaba ayrı bir derinlik katıyor; biri hayallerin, diğeri gerçeklerin sesi gibi ilerliyorlar. Yüzyıllar önce yazılmış olmasına rağmen hâlâ okunmasının sebebi de burada saklı: Hepimizin içinde biraz Don Kişot var. Bazen dünyayı değiştirmek isteriz, bazen de kendi hayallerimizin peşinden gideriz.
Don KişotMiguel de Cervantes · İskele Yayıncılık · 202327,5bin okunma