elimde olanlarla yetinerek yaşayageldim, daha fazlasını da özellikle istemedim. ama şimdi, tam da şimdi, myu'yu istiyorum. hem de çok. onu elde etmek istiyorum. benim olmasını istiyorum. bunu gerçekleştirmek zorundayım. başka seçeneğim yok. neden böyle olduğunu kendim de bilmiyorum. baksana, böyle mi olur hep?
ne var ki, dünyadaki pek çok insan böyle korku ya da endişeyi neredeyse hiç hissetmiyor gibi. yeri gelince, şaşılacak denli açık yüreklilikle kendilerinden söz etmeye kalkıyorlar. sözgelimi, ''ben aptallık derecesinde dürüst ve açık bir insanım'' ya da ''ben çok hassas biriyim ve dünyayla uzlaşamıyorum'' gibi şeyler çıkıyor ağızlarından. ancak ben ''hassas'' insanların başkalarını incittiklerini defalarca gördüm. ''dürüst ve açık'' insanların, istediklerini almak için işlerine geldiği gibi davrandıklarını gördüm. ''karşısındakinin yüreğini anlamakta becerekli'' olan kişilerin hiç de içten olmayan övgülerle kolayca kandıklarını gördüm. bu durumda bizler kendimiz hakkında gerçekte ne biliyor olabiliriz ki?
uzayın karanlığında sessizce dönen yapay bir uydu. küçük penceresinden bakan köpeğin parlak kara gözbebekleri.. uzayın sonsuz ıssızlığında acaba neye bakıyordu o köpek?