Kitap Okuma
CAFE KİTAP KULÜBÜNDE EN ÇOK BEĞENİLEREK OKUNAN 20 KİTAP 7 (Yedi) yılda (2019-2026) okunan 50 kitap içinden seçilmiştir. ANAYURT OTELİ-Yusuf Atılgan BENİM ADIM KIRMIZI-Orhan Pamuk BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE-Orhan Kemal BUDALA-Fyodor Dostoyevski DAVA-Franz Kafka DEMİR ÖKÇE-Jack London DRİNA KÖPRÜSÜ-İvo Andriç HAMLET-W. Shakespeare İKİ ŞEHRİN HİKAYESİ-Charles Dickens İLYADA-Homeros KÜRK MANTOLU MADONNA-Sabahattin Ali NOTRE DAME’IN KAMBURU-Victor Hugo ÖLÜ CANLAR-Nikolay Gogol PUSLU KITALAR ATLASI-İhsan Oktay Anar SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ-Ahmet Hamdi Tanpınar SEMERKANT-Amin Maalouf SİNEKLERİN TANRISI-William Golding TAŞ BİNA VE DİĞERLERİ-Aslı Erdoğan YILANLARIN ÖCÜ-Fakir Baykurt YÜZYILLIK YALNIZLIK-Gabriel Garcia Marquez Not: Sıralama kitapların adlarının alfabetik sırasına göre yapılmıştır.
Alıntı
Her duygu mahcubiyet taşır; ki sadece beden değil, bütün olarak bilinç de dahildir buna.⁶¹ Mahcubiyet, kendini koruma içgüdüsü veya seçilimin getirdiği biyolojik zorunluluklar gibi faydaya dayalı sebeplerle açıklanmak şöyle dursun, nesnesi pek de belli olmayan, ekseriyetle nedensiz bir kaygı olarak tezahür eder; mahcubiyet özü itibariyle "paniktir", yani deneyüstüdür. İster Racine'de olduğu gibi ehlileştirilmiş yabanıllık, ister doğuştan gelen bir ölçülülük olsun, içsel uygarlığımızda bulunan en nazik şeyi temsil eder. Her şeyden önce bir gizeme (bilhassa da duyguların en zengini ve en vakuru olan aşktaki gizeme) gösterilen saygıdır; Ötekinde, öz benliğimizin kendi kendisini tanıdığı o geceye özgü, nüfuz edilmez, gizemli unsura saygı gösterir. Mahcubiyet, budala bir samimiyetle güvenini sarstığımız takdirde sınırlarını ihlal etme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağımız, ruhun işleyişine özgü bir tinsel haysiyetin önsezisidir. Bu gizemi, kelimeleri aşıp onları imalı kılan, ifade edilemeyenin hududu olarak betimlemiştik: Bu gizem nasıl ki telaffuz edileni, dile getirilemezin halesiyle çevreliyorsa, kişiyi de baştan aşağı sonsuzlukla kuşatır. Mahcubiyet, bu elle tutulamazın, bu tartıya gelmezin hassas kullanımıdır. Muhabbet beslemenin paradoksal cilvesi olan mahcubiyet, karşısındakini uzaklaştırırken kendine çeker ve beceriksizlik ile zarafetten, cüret ile utangaçlıktan oluşan o parlak albenisini bu tereddüde borçludur; dolayısıyla Leibniz'in deyimiyle motus primo primus (aslî ilk hareket) değil, aksine, doğaya aykırı bir ihtiyat, kendisini kendisinden koruyan bir yüreğin o nefis ölçülülüğüdür. Mahcubiyette, ironide olduğu gibi, bir zaman unsuru vardır. Duygularımız yoğunluklarına göre tertiplendiği ve zımni olanaklarca zengin oldukları için, tüm güçlerini bir hamlede
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Kendinde güç vehmeden bir budala kadar tehlikelisi yoktur."
Günaydıııınnnnn yemişim pazartesi sendromunu :))
Evet, sonunda beklenen an geldi! Bugün itibarıyla Prens Mişkin’in o kendine has dünyasına dalıyoruz. Bacımm,hemşom ❤️Özlem Koyun ❤️ile birlikte 'Budala' okumasına resmen başlıyoruz. Bakalım biz bu kitabın sonunda akıllı mı çıkacağız yoksa 'budala' mı olacağız? 🤪Hazır mıyız? Sanırım değiliz.🤭
Alıntı
Budala sen de. Hala teneke gibi tın tın. Vazgeç artık. Kimse bir kadın için bu kadar ağıt dizmez. Hem nefretin yüzüsün sen. Görününce bulandıran mideyi. Karınca ol da fil ezsin kurtul.
İstemek
İnsana anlatilacak ve insanin anlayabileceği şeyler değil. Aklı hatirlamayacak anlatsan. Uzun bir kitaptan bahseder gibi konusuyla anlatsan, insan aklı anlattiğini " bana sıkıcı bir kitaptan bahsetti" diye hatirliyacak. Bir kısa yol yaratacak aklı, genel bir çerçeve. Anlat istersen ama insan zihni dünyada daha yaşamakla haşır neşir, yaşamak budalası daha, tatmadığı yemekler var, görmediği gezmediği yerler var, Allah ömür vermiş yaşıyor yaşayacak,günü gündüzü geceyi daha önce hiç görmemiş gibi durmadan aynı yaşamak iştahıyla sofrasında koca bir şarap kadehini peşpeşe diker gibi dikip devirecek, doymayacak insan yaşamaya ve doymak ne kadar yabancı yaşlılara özgü bir kelime, daha neler var yaşanacak, aklı hep telaşlı kalbi hep hızlı, anlat istersen bu kalabalığa "önce durun ama" deyip eğer gerçekten aralarında duran çıkarsa. Yaşlandığında daha çok dinleyeceksin insan. Ve bir zaman sonra sadece dinlerken son zamanlarına doğru artik, yaşayan diğerleriyle arana tılsımlı bir duvar girecek. Her şey yavaş yavaş her şey sakin. Bunu biliyor musun insan? Yaşayanlarla aranda yükselecek hayattaki sevdiklerine bile , konustuklari konulara, verdikleri tepkilere, onemsedikleri seylere ve isteklerine yabancilasacagin o zamanin neye benzeyecegini biliyor musun? Simdi deli gibi durmadan yasamak istemek ve kosmak derdindeki bu budala halinden eser kalmayacak. Sakinleseceksin insan. Isteklerin oyle bir azalacak ki yine de ne aç ne susuz kalacaksin. Bir duvar sen ve diger her sey arasinda ağır ağir yukselecek. Sana bu duvarın yükselişini anlatsam senin aklın hazır mı miden dolu mu vaktin var mı insan? "Ben hiç bir şey anlatmaya değmem arzularımın steklerimin peşindeyim" der gibi baktın bana ben de sana daha konuşmadan saygı duyamadım. Sen dinlemedin ben anlatmadim. Bir duvardan bahsetti