Saadete kavuşan insan, sevdiklerinin de kendisiyle aynı saadet lezzetini paylaşmasını gönülden arzu eder. Bu, insanoğlunun mahiyetinde var olan bir duygudur.
إِنَّ الله إذا أَحَبَّ عَبداً أنار بصيرته و لا تستنار البصيرة
إلا بالحزن فعند الحزن يرى المرء حقيقة كُلِّ شَيْء
Muhakkak ki Allah bir kulunu sevdiğinde onun idrakini aydınlatır ve idrak, hüzün dışında hiçbir şeyle derinleşmez.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kâbe-i Muazzama'nın kapısında durdu. Mübarek yüzünde beliren tatlı tebessümleriyle halka bakıyordu. Allah'a hamd ve senâdan sonra şu hutbeyi irad etti:
"Allah'tan başka ilah yoktur, yalnız O vardır; O'nun şeriki yoktur.
"O, vaadini yerine getirdi; kuluna yardım etti, (aleyhinde) toplanan düşmanları tek başına perişan etti.
"Bilmelisiniz ki Câhiliyye devrine ait olup, iftihar vesilesi yapılıp gelinen her şey, kan, mal davaları... Bunların hepsi bugün, şu ayaklarımın altında kalmış, ortadan kaldırılmıştır.
"Bütün insanlar Adem'den (a.s.), Adem de topraktan yaratılmıştır.
"Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir dişiden (Adem ile Havva'dan) yarattık. Hem de sizi soylara ve kabilelere ayırdık ki birbirinizi tanıyasanız. Biliniz ki Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır (şeref, soy, sop ve nesebce en üst olanınız değildir). Şüphe yok ki Allah Alîm'dir [her şeyi bilendir), Habîr'dir [her şeyden haberdardır]!" (Hucurat, 13)
Kureyş müşrikleri, Kâbe'nin çevresine 360 put dikmişlerdi. Bu putlar, kurşunla yerlerine perçilenmiş bulunuyordu.
Tebliğ ettiği "tevhid" inancıyla akıl, ruh ve kalplerdeki putları yıkıp, binlerce insanı getirdiği nurun etrafında pervane gibi döndüren Resûl-i Kibriya Efendimiz, şimdi de tevhid inancına uygun bina edilmiş olan Kâbe'yi asliyetine kavuşturmak için putlardan temizlemeye başlıyordu.
Elindeki asâyla putlara birer birer işaret ederek,
جَاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُ إِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ رَهُوفًا "Hak geldi batıl zâil oldu Gerçekten bâtıl, daima yokluğa mahkûmdur" ayetini okudu. İşareti alan her put yere düştü. Putun yüzüne işaret ettiyse arkasına düşer, arkasına işaret ettiyse yüzüstüne düşerdi. Böylece Kâbe içinde ve çevresinde yere yuvarlanmayan hiçbir put kalmadı.