Zeylim

Zeylim
“Çiçek daha taze kalır senin elinde dalda olduğundan.”
Musibetlerinin az olmasını isteyen kişi, haricî ihtiyaçlarını azaltmalıdır.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Reklam
Şunu da akıldan çıkarmamalıyız ki, müşterek menfaatlerden olup da bizim elimizde bulunan her şey, bir Hak Sahibi'nin bizdeki emanetidir ve bu şeylerin yaratıcısı, azîz ve celîl olan Allah, hak sahibi olarak, dilediği zaman emanetini geri alabilir ve dilediği bir başkasına verebilir. O, bu emaneti, böyle dilediği birine vermese dahi, o nimet bize asla geri dönecek değildir. Bazan O, düşmanlarımızın eliyle emanetini bizden geri aldığında, O'nun bize kötülük ettiği vehmine kapılırız. Unutmamamız gerekir ki, emaneti bırakan, onu geri alarak istediği başka birine verme hakkına da sahiptir ve bunda bizim için ne utanç ne de hakaret vardır; olsa olsa emanetler bizden geri alındığında üzüldüğümüzden dolayı kınanmaya ve hakarete müstahak oluruz. Çünkü bu tutum aç gözlü, cimri ve iyiyi kötüden ayıramayanların ahlâkıdır. Bir şey kendisine emanet olarak verildiğinde bunun kendi malı olduğunu zanneden kişi, şükür yolunu da terketmiş sayılır. Zira emanet olarak verilen nimete şükretme görevinin ilk basamağı, sahibi emaneti geri almak istediğinde, O'nun bu yöndeki isteğine sür'atle cevap vererek emaneti gönül hoşluğu ve memnuniyetle sahibine iade etmektir. Buna göre emanet edilen şeyin geri alınmasından dolayı üzülen kimse şükürde kusur etmiş olur. Adalete aykırı olan böyle bir ahlâkı kendimize yakıştırmaktan utanç duymalıyız! Keza Emanet Sahibi'nin onu geri istemesinden duyduğumuz üzüntü sebebiyle kendi kendimize çocukça ve saçma mazeretler ileri sürmekten de utanmalıyız! Emanet Sahibi, emanetini bizden düşmanlarımızın eliyle geri aldığı için, sırf bu yüzden üzüldüğümüzü de söylememeliyiz. Çünkü emanet sahibinin, onu geri alırken araya koyduğu elçinin bizim beğendiğimiz yapıda ve huyda olması, bizim sevdiğimiz biri olması ve bizim istediğimiz bir zamanda emaneti geri alması
Sayfa 75·Kitabı okudu
Üzüntü (el-huzn), sevilen şeylerin elden gitmesinden ya da amaçlanan şeylerin gerçekleşmemesinden doğan psişik (nefsânî) bir acıdır.
Sayfa 51·Kitabı okudu
-Yalnız Allaha güveniriz. O ne güzel koruyucudur!
Sayfa 49 - وحسبنا الله ونعم الوكيل!·Kitabı okudu
Kindî'nin üzüntü nedenlerinden kurtulmak ve nefsin yetkinliğini sağlamak için bir tür inziva hayatını önermesine karşılık Belhî'nin sosyal hayata katılmanın önemi üzerinde durması, gerek bu hayata katılmanın, gerekse yararlı işlerle uğraşarak zihni üzüntü ve korku gibi kaygılardan uzak tutmanın psikoterapik faydalarını önemle vurgulamasıdır. Belhi, kuşkusuz yöneticinin ülkesini ve halkını daha iyi yönetmenin yollarını düşünmesi, bilim adamının ilmî eserleri mütalaa etmesi ya da eser hazırlaması, âbid veya zahidin "Rabbine yakarması ve ibadet etmesi" gibi amaçlı ve olumlu nedenlerle belirli zamanlarda kapalı ve yalnız kalmanın önemini kabul etmekle birlikte, bunların dışında, yüksek amaçlar taşımayan soyutlanmış hayatın ve meşguliyetsizliğin korku, keder ve üzüntü gibi patolojik arızaların ortaya çıkmasına veya gelişme göstermesine neden olacağım belirtmektedir.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam