dağılmış yaralarıdır şehirler
hastalığından bihaber dünyanın
gezegen dostları onu
alıp doktora götürdüler
-nen var dedi, doktor dünya'ya
fokurdayan şehirleri gösterdi,
-işte buraları çok kaşınıyor
-hım... dedi, doktor,
iyileşiyor yaraların, dertlenme
ve vereceğim kremi ihmal etme
-oh, dedi dünya,
iyileşeceğim sonunda
oysa saçma bir umuttu
yaraları mütemadiyen büyüyecekti,
çünkü, insan mikroptu.
Ağlasam ağlasam diyorum
Bu yağmur akşamında,
Karışsam şebekelerine şehrin
Dolaşsam dursam borularında,
Ev ev, hane hane arasam seni
Ve gelip biriksem diyorum hani,
Musluğunun ucunda.
Ve sabah olsa, uyansan, ellerini yıkarken,
Çeşmeden akacağım.
Ağzına burnuna, yüzüne değip,
Bahtiyar olacağım.
bigünah kuzuyu bile sevemezsin bazen
bahar mahar romantizmi, fasafiso
insan öyle bir noktaya gelir ki
inanmaz soluyan hiç bir şeye
mesela çiçeğin biri
çeksin kınından hançerini
vay! sende mi diyemiyorsun,
bir siz eksiktiniz sevgili çiçek
aferin, diyorsun.
şaşırmazsa kulağı uzarmış insanın
sırf bunun için alışmalısın, öyle ya
tabanca taşımasına karıncanın
şaşır, şaşır ki, vay be!.. de,
kulağın uzamasın.
pişpiriği köpekler oynasa kahvede,
kediler simitçilik yapsa;
eşekler otobüs şoförü,
keçiler taksici, koyunlar memur…
her gün yürüdüğümüz şu cadde
yılanın, çıyanın, akrebin malı…
belediye reisi serçe, il valisi fare olsa
kuaförler ceylan,
market işletenler tavşan,
kertenkeleler fırıncılık,
geyikler garsonluk etselerdi.
bizler, ah bizler olmasak!
şu namuslu hayvanlar
ne rahat ederlerdi! ..