Ömer işine gömülmüştü, birden adamın boynunu çıplak kollarıyla sardı, yüzünü onun yüzüne yapıştırdı, güzel kokulu saçlarını gözlerinin üzerine döktü. Hayyam'ın mest olması gerekirdi — bir âşık için bundan daha tatlı bir saldırı olabilir mi?
— Bazılarının söylediği gibi zındık mısın gerçekten?
Bir sorudan çok tehlikeyi haber veren bir çığlıktı bu ve Hayyam onu hayal kırıklığına uğratmadı:
— Yobazların işgüzarlığından uzak durdum hep, ama Bir'in iki olduğunu da asla söylemedim.
— Peki, bu hiç aklından geçti mi? — Asla, Allah şahidimdir.
— Bence bu yeterli. Sanırım Yaratan için de yeterlidir. Ama halk kalabalığı için bu yetmez.
Hiç, bildikleri hiçtir, bilmek istedikleri hiç,
Bak da gör şu cahilleri, kurulmuşlar tepesine dünyanın,
Onlardan değilsen şayet kâfir derler adama
Boş ver onları Hayyam, sen bak kendi yoluna.
Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle;
Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen, Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle.