Bağdat fethinden sonra Kağan Tuğrul Bey, Abbasi Halifesi Biemrıllah’ı kendi otağına çağırarak, ona “Devletim bana aittir, halifenin devlet işleri yetkilerini kaldırdım, ancak Din ve İbadet hizmetinizi bizatihi devlet işlerine karışmamak şartıyla Bağdat’ta oturmanıza ve Halifeliğinizi kullanmanıza müsade edeceğim.”
Müslüman halk kendi içinde hiziplere kollara bölünmüş, Hz. Peygamber’i kendi yanlarında gösterebilmek için aralarında hadis uydurma yarışı başlamış böylelikle sulandırılmıştır.
Rabia Arapça’da “dördüncü” demektir. Öyle sanıldığı gibi kutsal ve anlamlı bir isim değildir.
Çünkü Arap kültüründe, kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar kızlarına isim vermez numara verirlerdi.
Vahide isim değildi, birinci demekti. İlk doğan kıza verilen numaraydı.
Rabia da dördüncü demekti, dördüncü doğan kıza verilen numaraydı.
Milletimiz'de Rabia’yı çok mübarek ve çok dini içerikli bir isim zannederler. Bilmiyorlar ki Araplar, insandan birey olarak görmediği kız çocuğuna isim vermeye lüzum görmediği için böyle numara takarlardı, tıpkı otomobillere takılan plakalar gibi.