Osmanlı’da Adalet sistemi olan Şeriat, köyde köy ağasının ücretli uşağı olan mollanın, kasabada cahil müftünün oyuncağı haline gelmişti. Tekkeler ve tarikatlar tefessüh etmiş, bitmişti. Bu millet bir inkılâba muhtaçtı. Temizleyen ve düzenleyen bir inkılâba muhtaç idik.
Hanedanlar, şeyhler, dervişler, tarikatlar ve sonra nüfuz ve zorbalık çekişmeleri. Hepsinde de görülmemiş gerilik ve iptidailik… Görülüyordu ki, adına Türk milleti denilen soy, yüzyıllardır süren ve adına düzen denilen bir düzensizlik içinde eziliyor, bozuluyor, şekilden şekle giriyordu.