İspanya’dan kaçan museviler, II. Beyazid’dan matbaanın kurulması için izin istedikleri zaman padişah, Arapça-Türkçe kitapların basılmasını yasaklatmış yalnızca Musevilerin dili olan İbranice kitapların basılmasına izin vermiştir.
Osmanlı’da yeniliklerin alınmasında hangi görüşle hareket edildiğini ünlü tarihçi Lewis şöyle açıklar; “Osmanlı padişahı, Avrupa’daki teknik buluşların aynen yapılmasını istediği zaman, yönetimdekiler ve şeyhülislam “bu gavur icadıdır” şeklinde karşı çıkılmıştır.
Osmanlı’da müslüman olmayanların, kültür ve din alanında farklı yasa ve kanunların yürürlükte olması, Osmanlı’da yaşayan halkın birbiri ile kaynaşmasını engelliyordu.
Osmanlı-Türk toplumu, 18.yy’da Avrupa’da gelişen bilim ve teknik çabalarına katılmamıştır. Avrupa’da makine çağı başlarken, İslam dünyası standart düzeyde kalmış, endüstriyel alanda hiçbir girişimde bulunulmamıştır.
Osmanlı’da en imtiyazlı sınıf ulema-din sınıfıydı. Mülklerini, dinsel kurumlar olan vakıflar-tekkeler haline getirirlerdi. Çünkü tekke ve vakıflar, devlet organlarının ve hatta padişahın bile el uzatamadığı tek kurumdu. Halk, tüm varlıklarını kaybetmek yerine, gelirlerinin bir kısmını bu vakıf ve tekkelere verirlerdi. Bu paraların sadece çeyreği tekkenin masraflarına harcanır artanı şeyh-müritlerin cebine girerdi.