sanırım uygulamada yapılan son güncelleme ile 'yeni okur'luk kalkmış.. şu an sadece okur, sıkı okur kategorileri var.. kaldı ki bu iki kategori arasında birinciden ikinciye geçiş de oldukça kolay.. sıkı okur olmak için, -yedi ve üzeri okur puanı olmalı, -uygulamaya kayıt süresi otuz gün ve üzeri olmalı, -üç ve üzerinde kitap incelemesi olmalı, -on beş ve üzeri kitap alıntısı olmalı, -okunan kitap sayısı yirmi ve üzeri olmalı.. uygulama kullanıcısının sıkı okur olması için önündeki -bence- tek geçici engel uygulamaya kayıt süresinin otuz gün olmasını beklemek.. bunun dışında diğerlerinin hepsini aynı gün içerisinde yapabilir.. bunu neden belirttim, şunun için; uygulamada -sanırım- son güncelleme sonrası uygulama özellikleri hususunda sıkı okurlara tanınan haklar, verilen özgürlükler şu şekilde, -sayılar günlük bazda- -içerik resmi yükleme - 150, -okur etiketleme - 50 -mesaj isteği oluşturma - 25 -mesaj resmi gönderme - 700 -sesli mesaj gönderme - 400 -vidYolu mesaj gönderme - 150 -yorum yapma - 600 -okur takip etme - 500 -gönderi beğenme - 5.000 -gönderi tekrar paylaşma - 400 -gönderi alıntılama - 300 -profil resmi yükleme - 150 -iletiye resim ekleme - 150 -vidYo yükleme - 20 -ileti paylaşma - 250

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
uygulamanın 'size özel' bölümüne, 'popüler' bölümüne, popüler bölümünün en yeniler, yükselenler, öne çıkanlar, ilgi görenler alt başlıklarına yarım saat bi' saat bakındım.. uygulama iyice 1000kitaptan 1000stagrama dönüşmüş.. neyse şiNdilik ara verip tekele gideyim.. konu özelindeki düşüncelerimi ilerSi günlerde daha detaylı yazarım.. ✍🥂
Bugüne uygun, kısa ve etkili bir Mevlânâ sözü: “Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Reklam
çok anlam aramayın içinde.. =)
Sana öyle bakıyorum ki, insan bir bakışın içinde hem evini hem yangınını bulabilir artık. Ben seni yalnızca sevmiyorum, sana doğru yıkılıyorum; sessiz, ağır, kaçınılmaz bir taş gibi değil, kendi düşüşünü kutsal bilen bir adam gibi. Sen benim içimde bir arzu değilsin yalnızca, sen içimdeki bütün yasaların bozulduğu yersin. Bir insan bazen sevdiği kişiye dokunmadan da çıplak kalır; ben sana her sustuğumda biraz daha soyunuyorum. Kalbim senden önce bir odaysa, senden sonra kapısı olmayan bir ev oldu. Gel. Ama bir çağrıya değil, kendi içindeki gerçeğe gelir gibi gel. Bana değil yalnızca, kendinde sakladığın kadına da koş. Tenin utanmasın, ruhun geri çekilmesin, dünya kapının dışında kalsın. Bazı geceler insan ahlakı değil, hakikati seçer; bazı dokunuşlar günah değil, gecikmiş bir itiraftır. Ben seni istemenin ne olduğunu öğrendim. İstemek, bir bedeni çağırmak değildir yalnızca; istemek, bir insanın bütün karanlığını da avuçlarının içine alıp bu da benim, bu da senden, bu da bizden demektir. Aşk bazen en temiz hâline, en tehlikeli yerde kavuşur.
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
979
Bir Fotoğrafın Anatomisi: Top, Çocukluk, Sınav Ve Yaşamak 'On beş tane kolum olsaydı.' demişti: 'Bütün arkadaşlarımı kucaklayabilseydim.' Uzun bir hastalık döneminden sonra okula gittiği ilk günün akşamında. O çocuğun pıt pıt atan kalbindeki çoşkuya benzer heyecan ile bugün ve yarın sınavı olan çocuklarımıza başarılar diliyorum. Bu sınav ne ilk ne son. Ne de hayatımız bu sınav(lar)dan ibaret. Ve öyle bir şey ki yaşamak dediğimiz var olma biçimi duygu, düşünce ve davranış olarak tek bir hâl üzerine değil de zıtlıklarla derTOP edilerek bize sunulmuş gibi. Zira; oynadığımız top bahçesine kaçtığında patlatan bahçe sahibi teyzeleri de gördük: 'Ne duruyorsunuz? Hadi oynamaya devam edin.' diyerek penceresinin camını kıran topumuzu bize atan müdür amcaları da. Bugünden bir fotoğraf ve bugüne özel bir gündem ile; günümüzün güzel geçmesini diliyorum. 20.6.2026 Sevil Şentürk/ Fıkra Yazılarım #sevilşentürk #onbinadımhikayesi #YKS
Uzun uzadıya kalbimin ırağına yürüdüm, vardığım her yerde sen vardın. Kalbimin en derininde, en sessiz odasında oturuyorsun Öylece gülümsüyordun bana Seni özlemekle geçiyor zaman; yollarını gözlemekle, sesinin uğrayacağı ihtimal kapılarını aralık bırakmakla. Göz kapaklarım yorgun. Şafakları söke söke geçen gecelerden kirpiklerime uyku değil, bekleyiş sinmiş. Ama gönül yorgun değil. Keder değil bu. Istırap da değil. Adını koyamadığım bir sadakat belki; sana doğru kurulmuş bir iç dünya. Kol saatim… Evet…, Kol saatimsin sen. Bunu sana söylerken sen gülúmsedin. Hadi beni kol saatin olarak kayıt et her yere dedim. Bununla da yetinmem gider bir beste yaparım sana dedim Zamanı senden öğreniyorum çünkü Her anım dolu dolu seninle çoğalıyordu Omuzlarında taşıdığın yorgun dünlerin, bugüne sarkan o koca hasretin, bazen bir susuşunda,
Reklam
Reklam