Nickel Çocukları
10/10
·216 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:02
Nickel Çocukları’nı bitirdiğimde uzun süre kitabın kapağına bakakaldım. Bazı kitaplar okunup biter, bazılarıysa son sayfadan sonra insanın içinde yaşamaya devam eder. Nickel Çocukları bende tam da böyle bir etki bıraktı; sarsıcı, unutulmaz ve kapağını kapattıktan sonra bile zihnimden çıkmayan bir roman oldu. Colson Whitehead yalnızca acı bir hikâye anlatmıyor; edebiyatla gerçeği öyle ustalıkla birleştiriyor ki okur kendini hem bir romanın içinde hem de tarihin karanlık bir döneminin tam ortasında buluyor. Dilindeki sadelik, anlatımındaki güçle birleşince sayfalar adeta uçup gidiyor. Kitabın en büyük başarısı da burada yatıyor sanırım: Böylesine ağır bir konuyu anlatırken bir an bile okuru hikâyeden koparmıyor. Ama beni en çok Elwood etkiledi. Çünkü o yalnızca bir karakter değil; inancın, umudun ve adalet arayışının sembolü. Martin Luther King’in sözlerine tutunan, dünyanın daha iyi bir yer olabileceğine gerçekten inanan, haksızlık karşısında geri adım atmayan bir çocuk. Onun zekâsı, bilgeliği ve yaşına sığmayan olgunluğu hayranlık uyandırırken, yaşadıkları insanın içini parçalıyor. Roman boyunca en çok canımı yakan şey, Nickel’de çocukların yalnızca çocukluklarının değil, geleceklerinin de çalınmasıydı. Elwood’un kaybı bu yüzden bu kadar ağır geliyor. Çünkü onunla birlikte yalnızca bir hayat değil, gerçekleşebilecek onlarca ihtimal de yok oluyor. Belki çok iyi bir öğretmen, belki bir avukat, belki de insanların hayatını değiştirecek bir lider olacaktı. Bunu asla öğrenemeyecek olmak insanın yüreğini sızlatıyor. Whitehead’in anlattığı hikâye belirli bir döneme ait gibi görünse de aslında çok daha evrensel. Gücün kötüye kullanılması, adaletsizlik, önyargılar ve sessiz kalmanın bedeli bugün de güncelliğini koruyor. Bu yüzden Nickel Çocukları sadece geçmişi anlatan bir
Nickel ÇocuklarıColson Whitehead · Siren Yayınları · 2019905 okunma
Gazi Osman Paşa
Puan vermedi·176 syf.··
2026 44. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 18:42
Çoğu okur veya tarihe meraklı hatta tarihe ilgisi olmayan kişiler de Plevne Kahramanı denilince akıllarına gelen kişinin Gazi Osman Paşa olduğunu bilir. Hatta belki de çoğumuz bu Plevne’nin bir zafer olduğunu sanırız aslında bir yenilgiden, kahramanca bir yenilgi mutlaka, ibaret olduğunu bilmeden. Hatta Plevne’nin 93 Harbi gibi imparatorluğunun belini kıran bir hezimetin sadece bir cephesi olduğunu bile bilmeyen çoktur. İşte ‘Şanı Büyük Osman Paşa’ 93 Harbi’nde Plevne’de Ruslara karşı kahramanca -ama gerçek anlamda kahramanca- bir mücadelenin komutanıydı. Öyle ki Rusların üstün askerî sayısına rağmen toplamda üç büyük taarruzu püskürtmeyi başarmış ve bizzat Rus Çarı’nın cepheye gelmesine sebep olmuştu. Lojistik imkansızlıklar ve kuşatma altında yetersiz mühimmat sonucu cepheyi yarmaya çalışan Osman Paşa, yaralanarak teslim olmak zorunda kalmış ve kahramanlığı bizzat Rus Çarı tarafından da takdir edilmişti. Hayatının geri kalanını dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid’in yanıbaşında kimi bakış açısına göre çok prestijli kimisine göre ise göz hapsi sayılabilecek bir konumda geçirmişti. Efsaneliği ölümünden sonra da sürmüş ve bugüne kadar gelmiş Gazi Osman Paşa. Kitap hacim olarak kısa fakat Gazi Osman Paşa’yı okura tam olarak tanıtabilecek kadar yeterli bir çalışma olmuş. Herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Gazi Osman PaşaMesut Karakulak · Kronik Kitap · 20262 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·400 syf.·
2026 48. kitabı
Fetih ve Kıyamet 1453, Türkiye'nin en önemli Osmanlı tarihçilerinden Prof.Dr. Feridun Emecen tarafından kaleme alınmış bir eser. Kesinlikle söylerim ki, değil Türkiye'de, dünyada İstanbul'un fethi ile ilgili olarak yazılmış en iyi kitaplardan birisi olabilir. Çünkü yerli ve yabancı pek çok kaynak taranarak, öncelikle Fatih'in küçük yaşta tahta çıkışından başlayarak fethin gerçekleştiği 29 Mayıs 1453'e kadar geçen süreçte, tarihi vesikalarda bulunan hemen her şeyi anlatan bir kitap. Elbette fetih ile ilgili oryantalist bakış açısının ya da bizdeki Osmanlıcı bakış açısının ortaya koyduğu birtakım yalan yanlış şeyleri de açığa çıkarması bakımından hayli kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hoca, gemilerin yürütülmesinden, Fatih'in babasını geri çağırışına; topları kimin döktüğünden Şehzade Orhan'a kadar aklımıza gelebilecek hemen her şeye belgeleri ile açıklık getirmiş. Bunun için İstanbul'un fethi ile ilgili olarak okunabilecek en başarılı ve en güvenilir eserlerden birisi olduğunu söyleyebilirim hatta benim bugüne kadar rastladıklarım arasında en kapsamlı ve en iyisi...
Fetih ve Kıyamet 1453Feridun M. Emecen · Timaş Yayınları · 2012423 okunma
Puan vermedi·344 syf.·
2026 61. kitabı
Women’s Prize for Fiction 2026’yı Virginia Evans’ın “Muhabbet” romanı kazandı. Kitabı geçen hafta okumuş ve üzerine notlar almıştım. Paylaşmak bugüne kısmetmiş. :) Ödüller bazen bir kitabı olduğundan büyük gösterebilir, bazen de hak ettiği ilgiyi görmesini sağlar. “Muhabbet” ise bence ikinci gruba dahil. Romanın merkezinde yetmiş üç yaşındaki Sybil Van Antwerp var. Ancak onu alıştığımız şekilde tanımıyoruz. Bir anlatıcı bize Sybil’i anlatmıyor, Sybil de oturup hayat hikâyesini anlatmıyor. Onu yazdığı mektuplardan tanıyoruz. Çocuklarına, arkadaşlarına, eski sevgililerine, yayınevlerine, kurumlara, kısacası hayatına değmiş herkese yazdığı mektuplardan. Bu tercih ilk başta biraz yapay geldi bana. Çünkü mektup romanları çoğu zaman karakterlerin konuşmasından çok yazarın zekâsını sergilediği metinlere dönüşebiliyor. Fakat Evans’ın başarısı burada ortaya çıkıyor. Bir süre sonra mektupların kurmaca bir teknik olduğunu unutup gerçekten yaşlı bir kadının yazışmalarını okuyormuş hissine kapıldım. :) Evans yaşlılığı romantikleştirmeden anlatmış. Mesela Sybil bilge bir büyükanne figürü değil. :) Geçmişte yaptığı hataları yanında taşıyan, bazı insanları kırmış, bazı insanları da affedememiş biri. Roman boyunca aslında büyük bir olay yaşanmıyor. Yaşanan şey, bir insanın kendi hayatının dökümünü çıkarması. Kitap boyunca mektupların giderek bir iletişim aracından çıkıp itiraflara dönüştüğünü hissediyorsunuz. Sybil başkalarına yazdığını düşündüğü her mektupta biraz da kendine yazıyor. Romanın asıl meselesi de burada ortaya çıkıyor sanırım. İnsan başkalarına ne anlatırsa anlatsın, sonunda dönüp dolaşıp kendi hikâyesiyle karşılaşıyor. :) Women’s Prize ödülünü almasının ardından daha çok okura ulaşacağını düşünüyorum. Bana kalırsa bunu hak eden bir roman. Tavsiyemdir.
1000Kitap
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 202648 okunma
8/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 11:04
Bir Deli Ağaç yazardan okuduğum ikinci eser.Asılacak Kadın adlı eserinden sonra(o kitap apayrı bir yere sahip bende)beklentim pek yüksek değildi üstelik bir öykü kitabı Bir Deli Ağaç.Aramın iyi olmadığı yarım kalmışlık hissi uyandıran bir tür öyküler bende lakin bu defa içine düştüm kitabın her bir anlatı içine çekti beni karakterlerin geçmişte yaşadıklarının bugüne yansıması,unutamadıkları,yalnızlıkları öyle güzel ifade edilmiş ki beklentimi düşük tuttuğum için utandım.Tavsiye midir elbette okuyunuz.Kitapla ve sevgiyle kalınız.
Bir Deli AğaçPınar Kür · Can Yayınları · 2017488 okunma
Aslında o öyle degilmiş :))
9/10
·724 syf.··
2026 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 17:40
İncelemeye geçmeden evvel sözlerime bir özür ile başlamak istiyorum.(bir önceki Tutunamayanlar eseri ile ilgili puanlama ve incelemem için).Yalnızlığın yabancılaşmanın ve içe dönüşün samimi bir anlatımıdır.Bu sebepledir ki yıllar gecmesine rağmen güncelliğini korumakta ve her yeni nesil de keşfedilmeye devam etmedir.Bugüne kadar okuduğum tüm kitaplar içerisinde ilk beşe seni yazdım #k:279172.İçeriğiyle ilgili çok detaya girmeyecem (spoiler olmaması adına )ama henüz okumayanlara veya okuyup okumama arasında gidip gelenlere naçizane tavsiyem hic tereddüt etmeden hemen okuyun.. Oğuz Atay sevenler kulübünde artık bende varım..
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,8bin okunma