Bugünler dediği 1800-1900 boşa ümitlenmeyin
"Sence bir yabancıya âşık olmak mümkün mü?" "İlk görüşte aşk gibi mi?" "Yok, öyle değil. Daha çok hiç görmediğin birini sevmek gibi. Adını bile bilmediğin ama aranızda bağ olan birini." "Emin değilim. Belki?... Neden sordun? Yoksa revirdeki yabancılardan birine abayı mı yaktın?" "Hayır sadece düşünüyordum." "Bence bu günlerde herşey mümkün, Iris."
Çok sevindiren, başımı döndüren, meşgul eden bir nimet hayatıma girince de aynı soruyu sorarım: Bu nimet seni ölürken de sevindirecek bir şey mi, yoksa hesabı daha zor hâle mi getirir? Ona göre sevmeye devam et yahut terk et. İşte nimeti ve derdi ayırt etmenin yolu budur nezdimde. Zira bazı dertlere bakınca, kim bilir ölüm anımı kolaylaştıracak bir rahmete vesile olur belki de diye düşününce, insan kuş gibi oluyor yahu!
Sayfa 91
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Her şeyi olduğu gibi anlatamayız. Susmak, uzun uzun bakmak, iç çekmek, bir şey yok demek; bunun için vardır. Anlatamamak, vardır. Hep anlat açılırsın dediler bize. Oysa susarak aşılacak dağlar vardır. Hiç konuşmadan anlaşmak, küsmek ve barışmak vardır.
Sayfa 82
Alıntı
Geri çekilelim. Çağlayıp duran nehirlerin çekilen suları gibi. Kuruyalım bir sabah. Yavaş yavaş bakalım kendimize. Dibi görelim. Allah’ın rahmeti boldur, sonra yine yağmur yağar, sular yeniden çoğalır. Yemin ederim çoğalır. Hep çağlamak olmaz, kurumaktan bu kadar çok korkmayalım. Acziyetini gören insandan büyüğü var mı dünyada? Belki dibi görenlerin tattığı rahmetten payımız vardır, telaş etmeden o payı alalım.
Sayfa 54
1000Kitap
Zihnimizde kurup durduğumuz tüm bu şeyler ve yumruk yaptığımız ellerimiz. Düşünmüyorum deyip deyip uyumadan hemen önce tırnaklarımızı kemirerek düşündüklerimiz. Önemli değil dedikten hemen sonra içimizi oyan o hisler, tavan ve biz. Mış gibi yapmanın başkentine hoş geldiniz. Size varmış gibi olan her şeyi yok hükmünde kabul etmeyi teklif ediyorum. Olanı olduğu gibi olduğu kadarıyla görmeyi. Hiç yorumlamadan, öyle dümdüz.
Sayfa 30
Alıntı
Niye uyandırmadın beni? İzledim de ondan. Neyi? Senin ağzın uyurken çiçek gibi oluyor, onu izledim. Gülüyorum, yüzümün her yerine kondurulan öpücüklerden kurtulmaya çalışıyorum. Tamam babaanne tamam. Tamam değil, diyor. Şu göğsümü kessem ortadan, içime seni koysam da kapasam öyle yeter. Belki öyle doyarım. Bunu hayal ediyorum, göğsünü kestiğimizi ve içine girdiğimi. Gözlerim büyüyor. Çok sevilmenin tadı, çok güzel. Sevmenin kendisi bir bahtiyarlık.
Sayfa 20
Alıntı