Her şeyi olduğu gibi anlatamayız. Susmak, uzun uzun bakmak, iç çekmek, bir şey yok demek; bunun için vardır. Anlatamamak, vardır. Hep anlat açılırsın dediler bize. Oysa susarak aşılacak dağlar vardır. Hiç konuşmadan anlaşmak, küsmek ve barışmak vardır.
Cuma günleri için sevinmeyi, gusül almayı, güzel kokular sürmeyi, gülümsemeyi o evde öğreniyorum. Dış kapıya tül asmayı, yaz akşamlarında kapıyı açık bırakmayı, Felak ve Nâs okuduktan sonra hiç korkmamayı, okuduklarımı yüzüme gözüme sürmeyi, rüyalarımı suya anlatmayı, Resulullah'ın (s.a.v.) çok önemli biri olduğunu ve ona benzememiz gerektiğini bu evde öğreniyorum.