Bunlar içerisinde en ziyade ironi taşıyan “kalıbı dinlendirmek” deyimini vaktiyle bir fetva örneğinde görmüş ve hayrete düşmüştüm. Hatırladığım kadarıyla, eski zamanlarda halkı canından bezdirip pek çok insanın ahını almış birisi, vefat etmiş. Ölüsünü toprak kabul etmez diyerek cenazeyi kaldırmak üzere kimse yanaşmayınca halk kerih kokudan galeyana gelip müftü efendiye müracaatla, müftü efendi cenaze sahiplerine hitaben bir fetva yazıp göndermiş. Fetva metni, aşağı yukarı şöyle idi:
Labis-i libas-ı katranî, hamil-i tac-ı şeytanî, sırığ-ı levayık-ı devranî, isyan-ı Hakk ile hüsr-anî bir herîf-i na-şerîf-i hımarî ve şaribü'l-leylî ve'n-neharî, amel-i mekruhesin gaseyan ve fikr-i fasidesin hezeyan ile kalıbı dinlendirip mürd ü itlaf olduğu ba-haber-i faside kanailiyle cihana yayılıp halk-ı cihanın bedduayı makbulesi galeyana gelmek ve taaffün-i lahm-i kerihi mümin-ü müminat içün bais-i zuur ve hafazanallah avdet-i hayat ihtimalî fikirden dûr olunmayarak 'ila cehennemi zümera' bir çukura def edilmesine zinhar müsaraat kılına ve dahi kimesne mümanaat etmeye. Vakta ki laşe-i mezburesin zir ü zemin kabul etmezse ol bapta tecdid-i fetva kılına.Allah insanların sonunu hayır eylesin! Akıl sahipleri için bu fetvada ibretler vardır.