Bakışmak,hiçbir kelime kullanmadan bakışlarımızla karşımızdakine kendimizi anlatma yoluydu elbette.Ama anlatılan şey de, anlaşılan şey de ,aslında hoşumuza giden derin bir muğlaklık taşıyordu.
Saatler ve takvimler,bize unuttuğumuz Zaman’ı hatırlatmak için değil,başkalarıyla olan ilişkimizi ve aslında bütün toplumu düzenlemek için yapılmışlardır.
Gerçek aşk acısı,varlığımızın en temel noktasına yerleşir,bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durulmayacak bir şekilde yayılır.
İnsanoğlunun üzerinde durmadığı ilginç şey, mantığımızın en kötü günde bile hiç susmaması, tutkunun gücüne karşı çıkmasa da, yaptıklarımızın çoğunun aslında aşkımızı ve acımızı artırmaktan başka bir sonuç vermeyeceğini dürüstlükle ve acımasızlıkla bize fısıldamasıdır.