Ah demem çün bilirim Ne gelir ardından gecelerin Çözülür, çözülmez sandığın kördüğüm Unufak olur bukağı Ah demem Ah demez canımın parçası
Yorgunum. Verebileceklerimden, veremediklerimden yorgunum. Biriktirdiklerimden. Bir alsalardı, o yürekliliği gösterselerdi…
Reklam
Yaşadığı sürece ertelediği, kaçındığı yadırgı bir duygu, amansızca yapışmıştı yakasına. Konuşmak için çok geçti artık.
Baba, her sarsıntıda, her duruşta, her kalkışta, ellerini beceriksizce oğlunun omuz başlarında gezdiriyordu. Okşamaya değil, tespih çekmeye alışkındı parmakları. Gözleri, dalgın bir saldırganlıkla ötelere, dışarıya bakıyordu. Çember sakallıydı, ön dişlerinden biri çürüktü, yaşı belli değildi. Doğduğu gün, bu yaştaydı sanki. Oğlunu okşarken, kendisine atalarının devrettiği çok gizli bir sözleşmenin koşullarını yerine getiriyordu. Yine de tetikteydi.
Yaşananların gerçek yaşama uymadığına, hiçbir zaman uymayacağına inanlar. Dokusu ve boyutları çağdan çağa değişse de özü hep aynı kalan bu torbanın patlaması sonucunda renklerin eski parlaklığına, seslerin eski tınılarına kavuşacağına inananlar.
Reklam
Reklam