İnce Memed’i akla getiren epik bir roman. Bu kez dağları, otları ile koca bir ovayı değil denize dair her şeyi buluyorsunuz hikayede ve tabii yoksulla zenginin, iyi ile kötünün uzlaşmasız kavgasını.
Bazı kitaplarda kendi etrafınızdaki insanların hayatlarını görürüz. Sıradan insanların…
Bu insanlar kimi zaman bir fırın işletir kimi zaman bir çiftçidir kimi zaman da bir aile babası.
İşte bu öyle insanların öyküsü.
Yiğit olmak kadar akıllı olmak da önemlidir. Bazen bir deli senden misli misli akıllıdır. Ozaman deli gerçekten deli midir?
Karşındaki insanın yüreğine sözüne güvenebilir misin? Menfaatin yaptırmayacağı hıyanet var mıdır, sen o hıyaneti kaldırabilir misin?
Denizin yosunun kokusunu aldım. Yelkenleri çektim, mızrağı ben sapladım. Öyle kitabın içindeydim ki.. Yunusları duydum. Yutkundum, sanki nefesim göğsümden aşağıya inmedi. Sanki ben ihanete uğradım.
Uzun zaman sonra beni ağlatan ilk kitap. Masal, destan, gerçek içiçe geçmiş. Dilin zenginliği zihnimize bir ziyafet sofrası olmuş. Sırf o lezzet için yeniden okunur. 10 üzerinden 15 puan..
Buu kitapla ilk 30-40 sayfada hiç anlaşamadık. Hatta "Acaba yanlış kitabı mı seçtik?" diye düşündüm, çünkü kitap kulübü ile okuyoruz ve yarım bırakma ihtimalim yok :) Evet hikaye bana ilk başta fazla tarihi, biraz ağır ve içine girmesi güç geldi. Karakterler, o dönemin havası, savaşın kasveti derken anlatımın içinde biraz kayboldum diyebilirim.
Fakat pes etmeyip okumaya devam edince kitap acayip bir şekilde toparladı. O ilk başta bana "uzak" gelen tarihi atmosfer, bir süre sonra yerini çok güçlü bir insan hikayesine bıraktı. Olaylar sarmallandıkça, Ege’nin köylerindeki o yoksul insanların, zenginle mücadelesini, dönemin çilesini çeken sıradan insanları, köylüleri, Arap Ali yi, Kayalıoğlu Adnan'ı, yüzbaşı Cemil'i okudukça merak ettiriyor kitap.
İlk sayfalarda sıkılır gibi olursanız kitaba kesinlikle bir şans daha verin. Sabırlı okurun karşılığını fazlasıyla veren, sonlara doğru ritmi iyice yükselen çok iyi bir dönem romanı olmuş.
Ben ilk baştaki mesafeme rağmen sonradan çok sevdim.
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025697 okunma
Deli İbram Divanı’nda Ege insanının doğayla, tarihle, efsanelerle beslenen hayatlarını anlatan Ahmet Büke, Kırmızı Buğday’da hikâyeye bu kez bambaşka bir açıdan yaklaşıyor. Kaderini memleketine bağlamış, ölümden yaşam doğuran insanları anlatan Kırmızı Buğday, Arap Ali, Adnan Bey, Gani Dayı, Teğmen Cemil, Dünya, Maya gibi unutulmaz karakterlerle hem tarihsel hem de toplumsal bir anlatının izini sürüyor.
Toprak, insan, geçmiş ve mücadele... Ahmet Büke'nin kaleminden Anadolu'nun derinliklerine uzanan etkileyici bir roman.
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025697 okunma