Buket KÖSE

Buket KÖSE
@buket_1
Öğretmen
SAÜ
Sakarya
33 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·479 syf.·
Beğendi
·
2023 10. kitabı
Selim Işık ve Turgut Özben gibi bir tutunamayan daha; Hikmet Benol. Öyle kitaplar vardır ki, baştan sona dek bir serüveni izlemez. Yaşamı verir, insanı verir, bir çağın görüntüsünü, anlamını verir. “Tutunamayanlar” öyle bir romandı. “Tehlikeli Oyunlar” da keza öyle. Üslub, Türkçesiyle biçem, ağır basıyordu bu romanlarda. “Kendini” anlatıyordu yazar. Öyle denilebilirdi, dışardan bakan bir okur olarak. Belki de başkahraman yazardır. Bu tür büyük yazarlar kendilerini anlatarak tüm insanlığın gerçeklerini ortaya çıkarmıştır. Kolay okumalar, hızlı sevgiler, beğeniler, alışkanlıklardan koptuğumuz zaman, güç bir kitabı çözmeye, sevmeye,ondan bişeyler almaya, öğrenmeye ayırabildiğimiz bir gün Atay’ın romanlarını çok seveceğiz. İlk kitabını okurken bir ön yargı ile baktığım Oğuz Atay’ı şuan büyük ilgi ve sevgiyle okuyorum. Kitaplarını okuyana kadar onun yaratıcı kişiliğinin farkına varmadığımı itiraf etmeliyim. Bu bakımdan kitaplarının üstümdeki etkisi şaşırtıcı ve çarpıcı oldu. Kitabın içeriği ile ilgili pek yorum yapmak istemiyorum. Çünkü “ Atay” özet ve inecelemelerle değil, okunup yaşanınca anlaşılır şahsımca. “Kişinin kendiyle savaşmasını ve yenmesini, kendini dönüştürmesini hayatî bir sorun olarak algılamaya çağıran çarpıcı ve sarsıcı bir roman. Romanın baş kişisi Hikmet Benol toplumdaki yoğun kargaşanın temelinde yatan gerçekliği araştırırken, gerçeklerle içtenlikle ilgilenmenin toplumu yönetenlerce tehlikeli görüldüğünü seziyor ve "oyun oynuyormuş gibi” ilgilenmenin ve yaşananın yollarını arıyor. Ve hem “tehlikeli” hem de “oyun”la dolu bir yolda gidebileceği son noktaya kadar ilerliyor.”
Edebiyat
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
Reklam
Faik Baysal-Sarduvan
Puan vermedi·400 syf.·
2023 4. kitabı
“Genç okurlarım, size sesleniyorum. Sarduvan’ı okuyun. İğrenirseniz, kokusuna burnunuz dayanmasa da, içinde biraz parfüm, bir avuç İstanbul kadını bulamasanız da okuyun. Söven, tüküren, sümküren, tutsak olduğumuz birtakım ahlak kurallarını ve garibanlığımızı alnımıza kader olarak yapıştıran, geleneklerimizi bir yana itivrren bu insanlar aslında biziz. Bunların hepsi bizim dışavurmaktan korktuğumuz ikinci yüzümüz. Bu bizim romanımız. İğrensek de, sevsek de sevmesek de bu insanlar biziz.” Yazarın bu son sözle 19 yaşında kaleme aldığı bu eser edebiyat camiasında büyük yankı uyandırmıştır. Eserin bir bölümü sakıncalı bulunup çıkartılmış daha sonra yazar bu kısmı da eserine dahil edip asıl Sarduvan’ına kavuşmuştur. Memleketi Adapazarı’ndan ve yeni adıyla Serdivan eski adıyla Sarduvan ilçesinden eserinde yer vermiştir. Sarduvan; kırsalı, kırsal insanını, yoksulluğu, kandırmacayı ve sürekli sömürülmeye mahkûm olan halkı anlatıyor. Bunu yaparken karakterlere üflediği ruh, bir bakıma insan olmanın rahatsız edici gerçeklerini de gözler önüne seriyor. Altın bulma hayaliyle Sarduvan’a giden Kavruk, Meram Ağa’nın tarlasındaki su dolabını otuz gün boyunca çevirdiği halde parasını alamaz. Hırsızlıkla suçladıktan sonra işsizlik ve açlıkla mücadele eder. Sarduvan’da intikam arayışının peşine düşecek; sıkışmışlığa, çaresizliğe, haksızlığa, zulme tanık olacaksınız.
Edebiyat
SarduvanFaik Baysal · Can Yayınları · 199361 okunma