Kitap okumak sonsuz okyanuslardan yüzmek gibi ve bu yolculuğun sonu yok. Yetişmem gereken kitaplarla dolu milyonlarca otobüs var. Okudukça güçleniyorum.
Oysa sonra anladık ki, toplumsal yaralardan söz etmek boşuna zaman kaybetmekten başka bir işe yaramıyor, bizi yalnızca bayalılığa ve ukalalığa götürüyor...
Ekim günlerinden merhaba okurlar, nasılsınız? Çöl çiçeği ile size geldim. Waris'in hayatı okuyan herkesi etkiler bence. Hala günümüzde bu konulardan bahsediyor ve savaşını veriyoruz.
Waris çölde doğmuştur ve belli yaşa kadar orada büyümüştür. Hayatının bir çölden ibaret olmadığını bilen Waris babasının onu kendisinden yaşlı bir adamla evlendirme isteğinden sonra evden kaçma planı yapıyor. Günlerce çölde koşup duruyor ve hayatta kalması bir mucize. Aç, susuz. Waris çölden çıkarak büyük bir cesaret örneği sergiliyor. Hayatının daha iyi olması için kendi kararlarını verebilmek adına ya da ileride annesine rahat bir hayat vermek için. Aslında onun hayatı sünnet olmasıyla başlıyor ve değişiyor. Ne kadar tehlikeli bir uygulamanın bütün kadınlar üzerinde nasıl bir iz bırakacağını çok sonradan öğrenecek. Yıllarca göçebe olarak yaşadı. Zorlu serüveninde bütün çıkmazlara rağmen vazgeçmedi ve yoluna devam etti. Düşünsenizde hiç dil bilmeden bir ülkeye gidiyorsun, üstelik dini, kültürü her şeyiyle çölden farklı. Çölden çıkmasaydı bugün onu tanıyıp hikayesini okuyamazdık.
Waris'in sözü: Gelin hep birlikte kadın olmanın anlamını değiştirelim.
Waris diri Waris Dirie