Kitap okumak sonsuz okyanuslardan yüzmek gibi ve bu yolculuğun sonu yok. Yetişmem gereken kitaplarla dolu milyonlarca otobüs var. Okudukça güçleniyorum.
Bir gün aniden beyaz körlüğün bütün insanlara sirayet etmesiyle beraber birçok şey değişecektir. Tam bir çöküşün yaşandığı körlük ile ahlaki değerler, düşünceler, önyargılar değişime uğrayacaktır. İnsanlığın salgına yakalandığı bu dönemde insani ihtiyaçların giderilmesi için yine bir insana ihtiyaç duyulur. Körlüğüm getirisiyle diğer duyu organları örgütlenir ve onlarla yaşamayı öğrenmek zorundasın. Ya onlar bakan gören bir göz olmasaydı, hepsi hiçliğin içinde kaybolurdu. Belki doktorun karısı onları örgütleyip bir arada tutmasaydı, onlarda ya bir köşede ölecekti ya da ölecekti. Koyu renk gözlüklü genç kızı eve bırakan polisin onunla alay etmesi, kör olan doktorun arabasını çalan hırsız, hepsinin kendi içinde yaşadığı ,onları çıkmaza sürükleyen düşünceleri, yargıları, kimseyle empati kuramamaları, kötü gözle bakmamaları, ya da körleri henüz ne olduğunu bilmeden terkedilmiş kötü bir hastaneye sokan baş sorumlular. Hepsine sorsan iyi niyetliydi ya da iyi niyet göstergesiydi.
Halbuki yazarın da dediği gibi "...dikkatli bakmadıkça farkedilmeyen kusurlar, sadece söz edildiğinde gerçekte olduklarından daha kötü görünürdü göze." Kitabı neredeyse özetlemiş bu söz.
Peki doktorun karısı neden beyazlığa tutulmadı, içindeki saf iyiliği miydi, kendini kaçıp kurtarmak varken neden bu hiçlikte sıkışıp kaldı, hepsi iyileştiğinde doktorun karısı eskisi gibi olacak mıydı? Onun da hayatında bir şeyler eksildi ya da doldu. O tartışılır. Bir yağmur damlasının onlara verdiği mutluluk, bulabildiği yiyecekler, temiz olmak, huzurla uyumak hepsi onlar için belki de uzaktaydı ama kavuştular. Az ve özde olsa. Belki kör olmasaydı ve o küçük çocuk kaybolsaydı koyu renk gözlüklü genç kız o çocukla hiç ilgilenmeyecekti, belki de tek gözü bantlı adama aşık olamayacaktı, demek ki eski
..hepimiz susalım,sözlerin işe yaramadığı anlar vardır, keşke bende ağlayabilseydim,her şeyi gözyaşlarımla söyleyebilseydim, anlaşılayım diye konuşmak zorunda kalmasaydım.