Naz

Naz
@bulantivebunalti
bir iki üç
Hayat Değişir Anılar Kalır
Puan vermedi
“İşte pencereden gördüğüm İstanbul’dan birkaç çizgi. Bu çizgiler giderek siliniyor, yerini başka resimlere terk ediyor. Fotoğraf değişirken insanlar da değişiyor.” Karakterimiz Ömer Faruk uzun yıllar yurtdışında eğitim görmüş, çalışmış daha sonrasında ise ülkesine geri dönmüş kaymak tabaka bir İstanbullu. Ülkesine dönmüş fakat ülkeyi bıraktığı gibi bulamamış. Eski hayatımdan, insanlardan, memleketten eser yok. Modernleşen insanlar, batılılaşan İstanbul… İstanbul yenilendikçe, arkadaşlıklar, aile samimiyeti de azalmış haliyle. Fakat bu hep böyledir bazen kıymetli şeyler alırken daha kıymetlilerini vermek zorunda kalırız ve verdiğimiz şeylerin değerini fark etmeyiz. Fark ettiğimizde ise artık her şey için çok geçtir. Her şeyin değiştiğini gören Ömer Faruk kendini bir yere ait hissetmez, tanıdık bir şeyler arar ve bulabilmek için de anılarında yolculuğa çıkar. Karakterimizin memlekete döndükten sonra çalışabileceği bir işe ihtiyacı vardır. Fakat daha öncesinde yani gençliğinde yaptığı şeylerden dolayı ötürü hayalini kurduğu öğretmenlik, akademisyenlik mesleğine erişemez. İş bulamadıktan sonra eski arkadaşlarının tekliflerine yönelir fakat görür ki torpil diz boyu, herkes değişmiş ve onlara ayak uydurabilmek için karakterimizin de yeni bir yüz takınması gerekir ama o kendinden ödün vermek istemez. “Kalabalıkta kimsenin yüzü kendi yüzü değildir, bilirsiniz.” İnsan kendi olmaya karar verdi mi olabileceği şeyleri de göze almalı. Sonuçta gerçekler her zaman mutlu etmez. Taktığımız maskelerin arkasına saklanmadan kendimiz olarak durabilmek güç ister. Bundan sonra kendine bir yer edinmesi gerektiğini anlayan Ömer Faruk eski arkadaşlarını görmeye karar verir. Fakat bakar ki insanlar artık değişmiş, eskisi gibi değiller. Eski hayatına dair izler bulabilmek için eskiden
Deneme, İnceleme, Edebiyat
Huzursuz BacakMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20113,748 okunma