Tevekkül, sebepleri yok saymak değil, sebeplerin ötesinde hükmü verenin Allah olduğunu bilmektir. Kula düşen gayret göstermek, neticeyi ise Rahman'a bırakmaktır.
İnsan çoğu zaman kendi çabasını mutlaklaştırır ama hakikatte hiçbir güç, Allah'ın "Ol" emrinin önüne geçemez.
Allah bir şeyin olmasını dilerse onun için sebepler var eder, engelleri kaldırır, kapıları açar, yolları kolaylaştırır.
Hiç ummadığınız bir anda önünüzde bir kapının açılması, hiç hesapta yokken bir imkânın belirmesi, tam tükendim dediğiniz yerde bir ferahlığın gelmesi işte bu ilâhî iradenin tecellisidir.
Rabbimiz!
Bizi iman üzerinde sabit kıl. Seni bildikten, bulduktan ve Senin yoluna girdikten sonra bu yoldan çıkmaktan, Senden yüz çevirmekten bizi muhafaza eyle.
Âmin.
Yolu ve yolculuyu yaratan, yolculuğun kurallarını belirleyen Allah'tan daha iyi bize kim bir yol haritası çizebilir? Onun elçisinden daha iyi kim bize rehberlik edebilir?
Halbuki mahremiyete büyük önem veririm. İnsanların birbirini okumada bu kadar usta oluşu beni korkutuyor. Bu bir savaş taktiği mi? Çünkü aynı hüneri şiir okurken göstermiyorlar. Çok bilinen şiirleri bile okumamışlar, düşünün. Ama iş, başkalarının yaralarının hikâyesini okumaya ve bunu halk edebiyatının anonim bir destanı gibi dillendirmeye gelince, ön sıradan yer kapıyorlar.