İslam'a girişin anahtarı, kelime-i şehadet de bu nedenle Allah'tan gayrı bütün ilahları reddetmekle başlar. Onun için İhlas suresi, Allah'ın bir ve tek olduğunu, eşi ve benzeri bulunmayan, kimseye muhtaç olmayan (es-Samed) olduğunu ifade eder. Allah'a olan iman, inanç, şirkten ari, tam bir ihlasla olmalıdır; nefsin hevadan, maldan mülkten, şan ve şöhretten, insanların put edindiği, kendisine boyun büktüğü her şeyden ari bir iman...
Elbiselerini çıkarıp ihrama girmen yetmez. Hac davetine icabet için nefsini de hevadan sıyırman gerek. Manasını idrak etmen lazım yoksa haccın abes olur. Davet ile ihram arasındaki ilişkiyi idrak edebildin mi? Yüce Allah'ın davetine icabet etmeden evvel bütün dünyalıklardan ayrılman, nefsin hevasından kurtulman gerekir. O, bütün şirkler- den, ortak koşmalardan münezzeh Allah'ın davetidir. Allah'a olan imanında samimi ve ihlaslı olmalısın. O'na karşı hevaya kapılmamalı, şirk koşmamalı, gördüğün veya görmediğin veya çevrendekilerin kulluk ettiklerine kul olmaktan uzaklaşman gerek.
Mekke'ye girmeden kalbindeki ve aklındaki bütün putları kırıp yıkmalısın, yoksa telbiyen, yani ‘Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk' diyerek icabet ettiğin davet, sadece sözde kalır, haccın anlamını idrak edemezsin. İdrak edebilirsen zaten hangi dille ifade ettiğinin de önemi yoktur. Telbiye, taharrurdur, özgürleşmedir.
Emtuga kabilesinin liderlerinden birinin hac hikâyesi geliyordu hatırıma; hacca gidince "Nasıl dua etmek gerekir?" diye sormuş. "Resulullah'ın şu duasıyla, 'Allah'ım bizi helalinle rızıklandır, haramlardan koru ve sana kullukla zengin kıl, günahlardan uzak eyle.' diye dua et." demişler. Duayı duyunca "Bizim emîrlik işi gitti desene." deyivermiş.