Bunny

Bunny
@bunnysu
Halley Kuyruklu Yıldızı
Fatih Sultan Mehmet cülus ettiği zaman bir kuyruklu yıldız görünmüştü; papa o zaman yıldızı «Türk ve Müslüman dostu zındık yıldız» olarak aforoz etmişti. Bu kuyruklu yıldızın, sonra, Halley kuyruklu yıldızı olduğu öğrenildi. Balkan Harbinde Bulgarlar Çatalca'ya kadar ilerlerken Halley kuyruklu yıldızı yine görünmüştü. O zaman kilise adamları: «Türklerin uğur yıldızı göründü, Bulgarlar gene mağlup olacaklar! .» demişti; hadiseler de böyle oldu. Çatalca muharebesini kazandık, Balkanlı müttefikler arasına nifak girdi, Edirne'yi Bulgarlardan geri aldık.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tezkereci Ahmet Paşa İstanbul doğumlu, zeki, hırslı ve gözü kara bir adamdı. 1647 yılında sadrazamlığa getirildiğinde ülke zaten zorda, halk yorgundu. Ama o, padişahın harcamalarını kısmak bir yana, israfı sürdürecek yeni vergiler koydu. “Sultan kayığında yakut isterse, halk da altın öder,” diyecek kadar gözü dönmüştü. Fatih Camii çevresinde fısıltılar başladı önce. Ulema, dervişler, yeniçeriler bu zulme sessiz kalamazdı. Derken bir sabah, İstanbul’da halk ayaklandı. “Bu milletin kanını emen Tezkereci devrilsin!” diye bağırıyordu kalabalık. Yeniçeriler, âlimler ve esnaf bir olmuş, Ahmet Paşa’nın konaklarını kuşatmıştı. Ahmet Paşa, canını kurtarmak için kaçmaya çalıştı. Ama olmadı. Tutup Fatih Camii avlusuna getirdiler. Kimsenin gözünün yaşına bakmadığı bir andı. Orada, caminin gölgesinde idam edildi. Ama öfke bununla kalmadı… Cesedini bir atın kuyruğuna bağladılar. Dar sokaklardan sürükleyerek At Meydanı'na getirdiler. Orada, bir çınar ağacının altında onu parça parça ettiler. Kimi bir kolunu aldı, kimi bir bacağını… Rivayet edilir ki, bazıları parçaları "ağrılara iyi gelir" diyerek evine götürdü. Bu kadar acımasız bir öfkeye halkın arasında bile şaşıranlar oldu. İşte o günden sonra, kimse ona “Tezkereci Ahmet Paşa” demedi. Onun adı artık herkesin dilinde “Bin Parça Ahmet Paşa” olmuştu. Farsça’da bu lakap: Hezarpare. Yani “bin parçaya bölünmüş adam.”
Meyhaneler yılda bir ay, ramazanlarda Müslüman müşterilerinden mahrum kalırdı. Meyhaneciler, sofra başı olan hatırlı müşterilerinin evlerine ramazan bayramının ilk günü birer büyük tabak midye yahut uskumru dolması yollarlardı. Bunun manası da «bizi unutmayın» demekti.
“Tellak makulesi”, hamam tellakları gibi olan kişi anlamındadır ama metnin bağlamına göre: Ya gerçekten mesleki bir sınıfı tanımlar, Ya da mecazi olarak aşağılayıcı bir şekilde kullanılır ("o da tellak makulesinden" = aşağı sınıftan, basit insan gibi).
Hükm-i sultan olmaz ise, gelmez hata cellâddan.