Eğer yaşamak varolmak çok keyifli olsaydı herkes uykudaki bilinçsizlik haline geçmek için isteksiz davranır, büyük bir mutlulukla uykudan uyanırdı; ama durum bunun tam tersi. Herkes uyumak için büyük bir istek, uyanmak içinse isteksizlik duyuyor.
- Schopenhauer
İnsana, insan hayatına ait bütün olayları yepyeni ve tipik bir şekilde görüşle ele alan, aydınlatmaya çalışan Freud'a göre, uyku ile dış dünyadaki yaşayış şekli, bu dünyanın yarattığı zorluklar, yaptığı tesirler, meydana getirdiği sıkıntılar, ana karnında yaşanan hayatın çekiciliği, bu hayata karşı duyulan özlem arasında kuvvetli bir bağlılık vardır. Freud'e nazaran uyku bir yaşayış şeklidir, halidir. Bu yaşayış hali devam ettiği müddetçe insan dış dünya ile temasını büsbütün, tamamen kaybetmek, kesmek, yok etmek, bu dünyadan uzaklaşmak, uzak kalmak arzusunu duyar. Orada cerayan eden, olan biten şeyler, olaylara karşı hiçbir ilgi duymaz. Dış dünyadan ayrılarak, oradan gelen uyarıcılara karşı kendisini koruyarak uykuya dalar. Kendisini çevreleyen, kuşatan, içine alan, sıkan dış alemden bıktığı, usandığı ve bu alemden gelen tesirlerden yorulduğu zaman uyur. Uyurken dış dünyaya şöyle der veya demek ister: beni rahat bırak. Uyumak istiyorum.
- Halis Özgü, İnsanın İçyüzü,1960, s. 65-66